birgün

15° AÇIK

GÜNCEL 23.04.2021 04:00
author

Metin Lokumcu’ya saygıyla…

Devrimci öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne neden olan polis şiddetine ilişkin dava aradan geçen 10 yıl sonunda nihayet görülmeye başlandı.

Geçtiğimiz Aralık ayında Hopa’da başlaması gereken dava, Hopa Asliye Ceza Mahkemesi’nin “güvenlik” gerekçesiyle davadan el çekmesiyle, Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Dönemin Artvin İl Emniyet Müdürü’nün de aralarında bulunduğu 13 polisin yargılandığı davanın ilk duruşmasında Lokumcu’nun yakınlarının anlatımları, hepimizi bir kez daha o güne götürdü.

Hopa’da Erdoğan’ın yapacağı seçim mitingi öncesinde şehrin başka bir meydanında HES’lere ilişkin gerçekleştirilmek istenen basın açıklamasına yönelik polis saldırısını ve sonrasında yaşanan şiddeti hepimiz canlı yayında takip etmiştik zaten.

Doğu Karadeniz’deki irili ufaklı pek çok dere üzerinde kurulu yüzlerde HES’in bölgede yarattığı tahribata dikkat çekmek, doğaya sahip çıkmak, yaşam alanlarını korumak için meydanda bulunan Metin Lokumcu, polisin hoyratça kullandığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirmişti. Ne yazık ki kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

UNUTMADIK

Kameraya yansıyan görüntülerde gençleri hedef alan polis şiddetini durdurmaya çalışırken gördüğümüz Lokumcu’nun kulaklarımızda kalan son sözleri “beni de alın, memleketi kurtarın” veryansınıydı.

Bu sözleri hiç unutmadığımız gibi, olayların ardından ekranlara çıkan Erdoğan’ın Lokumcu’nun ölümü karşısındaki umursamazlığını da asla unutmadık.

Lokumcu’nun ölüm nedenine ilişkin düzenlenen Adli Tıp Raporu’nda “yakın mesafeden yoğun olarak sıkılan biber gazının kalp krizini tetiklediği” açık biçimde ortaya koyuldu.

Buna rağmen savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, polisler hakkında “taksirle öldürme” suçundan ceza isteniyor. Lokumcu Ailesi avukatları bu duruma itiraz ederek, insan sağlığına zararları bilindiği halde bu denli yoğun ve doğrudan gaz kullanımın kasıt unsuru içerdiğini ve davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini talep ettiler. “Reddi Hakim” talebi nöbetçi mahkeme tarafından değerlendirilecek davanın bir sonraki duruşması 28 Haziran 2021 tarihinde görülecek.

DOĞA MÜCADELESİ

Bütün insanlığın ortak geleceğini koruyabilmek adına doğayı savunmak için verilen mücadelenin bedelinin yaşamla ödenmesi ne kadar da elem verici…

Binlerce yıldır kendi yatağında akıp duran, içindeki türlü balığa yuva olan, yanında geçtiği her yere hayat taşıyan bir derenin özgürce akabilmesi için mücadele ederken hayattan koparılmak ne büyük bir keder…

Metin Lokumcu’nun yaşadığı o topraklar, tarifi imkansız acıları taşımanın hüznüyle yoğrulu olduğu kadar, yaşamı savunmak için yaşamını ortaya koyabilenlerin cesareti ve gururuyla da karılmıştır.

O topraklarda filizlenen en güzel yaşamlardan biri olan devrimci öğretmen Metin Lokumcu, derelerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza sahip çıkmanın ne kadar değerli ve önemli bir şey olduğunu öğreterek ayrıldı hayatımızdan.

YÜREK SIZISI

Geride onurlu bir yaşam ve onurlu bir mücadele bırakan Lokumcu’nun anısını yaşatmak üzere TMMOB’ye bağlı odaların Ankara Şubeleri tarafından yaptırılan anıt mezarda, taşa saplanmış kalemlerin arasından çıkıp gelen bir derenin toprakla ve çiçeklerle buluşmasını temsil eden bir figür yer alır. Taşı kanatan bir derin bir sızıyı da çağrıştırır aslında…

Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, Metin Lokumcu’nun sızısı yüreğimizi kanatmaya devam edecek.

Ama bilinsin ki, Metin Lokumcu’nun yaşatmak için hayatını verdiği değerlerimizi savunmaya devam edeceğiz.

Dönemin TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı sevgili Mehmet Soğancı’nın anıt mezarın açılışında da söz verdiği üzere:

“Metin kardeşimizi; derelerimizin, kıyılarımızın, ormanlarımızın, meralarımızın, doğamızın ve yaşam alanlarımızın sermaye saldırısı ile yok edilmesine izin vermeyen mücadelemizde yaşatacağız; sokakların özgürleşmesi mücadelemizde, TMMOB‘nin mücadelesinde yaşatacağız.”

Gözü arkada kalmasın, memleketi de kurtaracağız…

metin-lokumcu-ya-saygiyla-867810-1.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol