Tek kürekçim sensin benim
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Siyasetin en güvenilir limanı nedir bilir misiniz? Her zaman söylediğinizin aksini yapmaktır. Hep bir ileri giderken iki geri gidebilmektir. Hep bir dakika önce dediğinizi bir sonraki cümlede inkâr etmektir.



Siyasetin en güvenilir limanı hiçbir şeyi bilmemektir. Hiçbir şeyle ilgilenmemektir. Siyasetin en güvenilir limanı halkı kesinlikle dinlememektir. Dinleyince ne olacak? Oraya HES yapma, şuraya park yapma diye ağlıyor sürekli halk dediğin şey. Şehrimdeki denizlere, nehirlere zehirli atık atmasınlar diyor. Dağımda siyanürle altın, maltın aramasınlar diyor.

Stabilitesi yapılmamış yolları bize kitlemesinler diyor. Boş yapıyor bu halk… Zaten halkı dinleyen bir lider dik duramaz.

Eğilir, bükülür, taviz verir. Adam gibi adam olamaz. Oysa adamlık ayrı bir şeydir. Adamlık yüzükleri takmak, çıkı çıkı yapmaktır.

Adamlık sunumlarda nohut gibi terlemektir. Adamlık en zor durumda bile durumla dalga geçebilmektir. Bakın burası çok önemli siyasetin en güvenilir limanı ne biliyor musunuz? Siyasetin en güvenli limanı aslında halkı siyasetin güvenilir bir liman olduğuna ikna edebilmektir. Karıncanın belini incitmemek ama karıncadan 1 somun ekmek taşımasını beklemektir.

Karınca düşünmez, karınca çalışır, karınca kanaatkârdır, karınca kararınca her gün daha az su içer. Karıncanın su içtiği suyu da al ağzından, laf etmez. Karınca ne yapsın, bildiği bir şey yoktur. Kendisinden çok daha büyük devler taşıdığı ekmeği yer. Karınca kırıntılarla yetinir…

Siyasetin en güvenilir limanı sürekli kendine düşman ve düşmanlar bulduğun bir koydur. Oraya hiçbir rüzgâr gelmez.

Denizi sürekli sakin, çarşaf gibi olur. Sağda düşman, solda düşman, yukarıda zaten düşman, aşağısı silme düşman…

Dış güçler de dış güçler. Herkes bizim ayağımızı kaydırmak ister. Bizim de ayağımız nedense kekomat gibi hep kayar…

Herkes bizi kandırmak, kirletmek ister. Nedense biz de her seferinde kandırılır, kirletiliriz… Aynı Alaçatı’da kazıkçı bir Kakeo Beach’e 7 kere gidip her seferinde de kazıklanan müşteri gibiyizdir. Bununla da kalmaz. Her seferinde mal gibi Kakeo Beach’e gideriz biz. Her seferinde kazığımızı dibine kadar yer, ağzımızı siler kalkarız. Ama mal gibi de her seferinde gideriz. Sonra da yorum sitesine, “Yedi kere gittik, her seferinde şans tanıdık, ama yine kazıkladı” diye ağlarız… Yedi kere gitmişsin, artık belki de sen kazık yemekten zevk alıyorsundur. Biraz da öyle bak.

Siyasetin en güvenilir limanı, düşman düşman deyip sonra da gidip düşman dediklerinin kucağına oturmandır. Çünkü sen biraz naifsin sanırım. O yüzden paso taciz, paso sıkıntı.

Benim çocuk biraz yavaş. Benim çocuk derslerini çalışmıyor. Sonra gidip en pahalı özel hocaları tutup çocuğun notlarını düzeltmeye çalışıyorum. Bu arada da hocanın ülkesi de neresi olsa beğenirsiniz? Bizim düşmanımıza da özel ders veren hoca… Ya bu nasıl hoca, bu nasıl danışmanlık?

Hoca şimdi sana, “Çocuğuna iyi davran” dese davranacak mısın? Yooo. E o zaman neden tuttun bu yabancı dadıyı?

Şimdi hoca sana “Ya biraz modern olun, en azından bir yabancı dil öğrenin, cahil kalmışsınız” dese, gidip “Evet haklısınız, kendimi bu kadar zaman hiç geliştirmedim, hemen gideyim de yabancı dil öğreneyim” der misin? Demezsin bence. Hocadan da çok şey beklememek lazım. Bi de hocanın geçmişi karanlık. Sen o kadar laf edip sonra neden o marka hocayı alıyorsun? Hoca şimdi sana gelse “Çocuğunuz çok sinirli, diğer arkadaşlarıyla da kibar oynamasını söyle, vahşi olmuş” dese, sen gidip evladını “Evladım biraz sakin ol, arkadaşlarının kafasına gaz çıkartma” diyecek misin?

Bence demeyeceksin.

O yüzden sana çok güveniyorum. Sen çekmezsen yürümez gemim.