Siz sürüyorsunuz!
Shameless adlı dizide 'meme'* haline gelmiş oldukça güzel bir sahne var. Dizinin ana karakterlerinden Frank ve Monica arasında araba içinde geçen sahnede Monica, Frank'e: "Durdur arabayı" diye bağırır, Frank'in cevabı ise: "Sen sürüyorsun" olur.
Halil Umut Meler'e Ankaragücü Başkanı Faruk Koca ve onun yanındakiler tarafından yapılan saldırıya karşı özellikle futbolun bileşenlerinin gösterdiği tepkiler bana bu sahneyi hatırlattı. Gün boyunca TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi'den; kulüplere, yöneticilere, futbolculara ve oradan da medyaya herkesin şiddeti çok ağır bir şekilde kınadığına tanıklık ettik. Herkesin şikâyet ettiği konu ortaktı: Futbolun içinde bulunduğu iklim. Peki bu iklimi kimler yarattı, yani direksiyonun başındaki kim? Bu sorunun cevabını bulmak zor değil. Futbolun içinde rol oynayan bütün unsurların oluşturulan bu atmosferde payı var. Herkes direksiyonun bir ucundan tutmuş durumda. Kimse sosyal medyadan yaptığı içi boş, ucuz açıklamalarla bu atmosferin dışında olduğunu iddia edemez, etmemeli.
Şiddeti her geçen gün normalleştirenlerin, gücü elinde bulunduranların esiri olanların özeleştiri yapmadan Halil Umut Meler'e yapılanları kınaması bundan sonraki süreçte bize bir şey kazandırmaz. Verilecek cezaların boyutu ne kadar büyük olursa olsun yukarıda saydığımız unsurlarda bir değişiklik olmadıkça aynı şeyleri defalarca yaşayacağımızı çok iyi biliyoruz. Somut gerçeklik bizlere bunu gösteriyor.
Peki bu değişiklik olabilir mi? Dürüst olmak gerekirse hayır. Kimsenin mevcut tabloyu düzeltmeye niyeti yok, neden olsun ki... Asli unsurlarının hepsi keyfi yerinde, futbolun başındaki şahsın Bylock kullandığı bilinmesine rağmen görevini büyük bir güvenle yapabiliyor. Gazeteci döven, eşine şiddet uygulayan, hastaneye silahla dalan son olarak da fon görünümlü bir ponzi sisteminden milyonlarca dolar kazanacağını düşünen futbolumuzun 'güzide' isimleri asla işsiz kalmıyor. Meslektaşına uygulanan şiddeti görmeyen, kulüp yöneticileriyle içli dışlı olan 'gazetecilerin' de konfor alanlarının dışına çıkıp sert bir eleştiri yapmaya pek fazla niyeti yok.
Özetle bundan sonraki süreçte yukarıda saydığımız isimlerin 'şovunu' pek fazla şaşırmadan izleyip, süreçten nasıl güç devirerek çıkacaklarını takip edeceğiz. Kimsenin pek fazla umurunda olmayan esas sorun ise büyüyerek devam edecek, ta ki gerçek bir çözüm bulunana dek...
* Kısa sözlerle görselleri birleştirip günlük durumları yorumlayan bir internet paylaşım biçimi
Yazarın Son Yazıları
- AKP'li yıllara ait bir profil: Murat Sancak'ın öyküsü
- Küllerin içinde kaybolan yol: Beşiktaş’ın yanan ormanı
- Bahis ekonomisinde iki ayrı dosya: Türkiye’deki soruşturmanın İngiltere’deki davayla benzerliği
- Pandora’nın kutusunun başında: Çarkın dişlilerini değil, makinenin ruhunu sorgulamak
- Tavşan deliğinde ne kadar ilerlenecek?


