AYM kararı (3), ‘yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlar’
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Barış bildirisine rıza gösterenlere uygulanan yaptırımların, ifade özgürlüğünün (Any.,md.26) ihlali olduğuna ve “ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması” gerektiğine ilişkin AYM kararı (BS: 2018/17635; Z. Füsun Üstel ve d.), bütün barış akademisyenleri (BAK) için geçerli.

Bu nedenle, AYM kararı, devlet organlarını Anayasa ihlalinin sonuçlarını ortadan kaldırmakla yükümlü kılmakta.

İşte Anayasa’nın amir hükümleri:
- “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” (md.153/son)
- “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” (md.138/son)
- “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” (md.11)

Bu açık ve emredici hükümler, ilgili makamları, BAK karşısında çok yönlü yükümlülükler ağı ile kuşatmakta:

YARGI: Ağır ceza mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemeleri, önlerindeki dosyalara ilişkin, -tıpkı İzmir 13. ACM’nin yaptığı gibi- derhal beraat kararı verilmeli.

YÜRÜTME VE İDARE: Doğrudan muhatap dört birim var:

İçişleri Bakanlığı: Pasaport yasağını kaldırmak için derhal bir genelge çıkarmalı.

Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu: Komisyon, kendisine BAK tarafından yapılan başvuru dosyaları üzerine, AYM kararı gereği kabul kararı vermeli; barış rızacılarına uygulanan yaptırımların bütün sonuçları ile kaldırılması için kararını YÖK’e ve ilgili üniversitelere göndermeli.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK): AYM kararı gereği, YÖK, nasıl ki, OHAL döneminde üniversitelerden gelen dosyalarda adları bulunan öğretim üyelerinin KHK ek listelerinde eksiksiz bir biçimde yer alması için gayret gösterdi ise, şimdi tam tersine Anayasa’nın amir hükümlerinin gerekleri doğrultusunda, “yapay yaptırımlar zinciri”nin ortadan kaldırılması amacıyla işlemlere başlatmalı.

Üniversiteler: Hukuka açıkça aykırı biçimde oluşturulan soruşturma dosyaları, AYM kararı ile geçersiz hale geldi. Bu itibarla, üniversite yönetimleri, görevlerine son verilen öğretim üyelerinin geri dönüşleriyle ilgili gerekli ortam ve koşulları hazırlamalı.

YASAMA: TBMM’ye mevzuatı ayıklama düzleminde iki önemli görev düşmekte. İlki, adil yargılanma hakkının asgari gerekleri doğrultusunda genel ayıklama; ikincisi ise, BAK ile ilgili AYM kararı gereği, iki acil ayıklayıcı düzenleme:
1) Yasalaştırılan KHK ek listeleri: OHAL KHK yoluyla, zaman, mekân ve haklar bakımından sınır tanımayan yaptırımlara tabi tutulan öğretim üyelerinin adları, ilgili düzenleme ek çizelgelerinden çıkarılmalı.
2) Kendi görev yerleri: Dönüş halinde kendi üniversitesi yerine Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki kurumlarda görev yapabileceğine dair kayıt, ilgili yasadan çıkarılmalı.

Yeniden AYM: Ad silme, görev yaptığı üniversiteye dönüş, pasaportu geri verme vb. konularda, “mevzuat mazereti”, AYM kararı gereği artık geçerli değil. Yürütmenin bunun gereklerini yerine getirmemesi, yasamanın ayıklama işleminde gecikmesi halinde, AYM’ye iki yoldan yeniden başvurulabilir:
1) Bireysel başvuru: AYM kararının gereklerini yerine getirmeyen merci kararlarına karşı yeniden AYM’ye başvuruda bulunmak.
2) İtiraz yolu: Mevzuat bahane edilerek idari red işlemlerine karşı hemen yargı yolunu işletmek ve ilgili düzenlemenin AYM tarafından iptalini istemek (pasaport yasağı, aynı üniversiteye dönememe kaydı veya adın yer aldığı liste).

AYM ihlal kararının acil ve öncelikli asgari gerekleri bunlar. Kuşkusuz daha fazlası var, özellikle sorumluluk zinciri bakımından; Türkiye Cumhuriyeti, “insan haklarına dayanan demokratik bir hukuk Devleti” olduğuna göre.