birgün

13° PARÇALI BULUTLU

YAŞAM 14.09.2021 06:29
author

Bağlar bankalara ipotekli

Gıda fiyatlarındaki aşırı artış, can alıcı gündemlerden biri olmayı sürdürüyor. Alım gücündeki düşüş ile birlikte artan fiyatlar, özellikle de en büyük harcama kalemi gıda olan yoksul kesimler için açlık sorununun yakıcılığını de yeniden hatırlatıyor. Hükümet ise bildiğini okuyor. ‘Raflardaki fiyat artışlarıyla mücadele’ vaadini yineliyor. Alıştığımız üzere bu vaat genellikle hüsranla sonuçlanıyor. Nitekim sorunların çözümüne yönelik gerekli adımlar atılmıyor. Sorunlar daha çok halının altına süpürülüyor. Tıpkı müsilajda yapılan gibi, pislik göz önünden alınıyor ve başka yerlerde biriktiriliyor.


Muhtemelen yine ya bir iki depo basılır ya da çevrimiçi bir satış kanalı fiyaskosu yaşanır… Bu sırada kendi sofralarını egzotik meyve ve sebzelerden oluşan yemeklerle donatırken, halka da az yemesini, markete tok karnına gitmesini salık verirler. Kalıcı bir çözüm sunulamaz, sorunlar büyütülür ve seyredilir.


ÜZÜMDE SADAKA GİBİ FİYAT

Önceki hafta hükümetin sorunları büyütüp seyretmesini, üzüm üreticisinin taban fiyat beklentisi ile ilişkilendirerek irdelemiştim. Ağustosta açıklanması beklenen kuru üzüm taban fiyatının açıklanması gecikmişti ve üreticiler ürünlerini maliyetin altına tüccara satmak zorunda bırakılıyordu. Beklenen fiyat nihayet açıklandı. Diğer tarım ürünlerinin aksine üzüm taban fiyatını bu kez Cumhurbaşkanı değil, TMO açıkladı. Bunun için basın bülteni yayımlanmayı tercih ettiler.

TMO da şaşırtmadı ve üreticiye emeğinin karşılığını vermek yerine, sadaka denebilecek bir taban fiyat vermeyi tercih etti. Girdi maliyetlerindeki artış ile kuraklık, susuzluk gibi sebepler nedeniyle yaşanan rekolte kaybından dolayı önünü göremeyen üreticinin 18 liralık taban fiyat beklentisi, yüzde 4’lük artışla 13 lira olarak belirlendi. Şüphesiz ki üzüm üreticiliğini, emek süreçlerini, masraflardaki artışı, üreticinin onurlu yaşam hakkını yok sayan yüzde 4’lük artış, üzüm üreticisinin sonunu getirmek anlamını taşıyor.

Nitekim Alaşehirli ve Sarıgöllü üzüm üreticileri de taban fiyata tepkilerini üzüm üreticisinin cenaze töreni düzenleyerek gösterdiler. Başlığa taşıdığım söz de, bu protesto sırasında Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu tarafından dillendiriliyor. Çiftçiler Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu bunu, “Amaç küçük üreticinin bağını almak.” biçiminde ifade ediyor. Alaşehir gibi üzümle özdeşleşmiş bir ilçede bağların bankalara ipotekli olması, yaşamın tümüyle bankalara ipotekli olması anlamına geliyor. Üzüm üreticilerinin durumunu özetleyen cenaze, ipotek, bağını alma vurguları, Türkiye’deki tarımın, üreticinin ahvalini de yansıtır nitelikte.

ÜLKEDE NEREYE BAKSANIZ SORUN

Gümrük vergileri sıfırlanıyor, girdi maliyetleri artıyor, iklim krizine karşı önlem alınmıyor, destekler yetersiz kalıyor... Yerel üretim zayıflıyor, çiftçi üretimden kopuyor, gençler kırdan uzaklaşıyor… Şirketler güçleniyor, tüccarlar kârlı çıkıyor. Çay, fındık, üzüm, çekirdek, buğday... nereye baksanız bir sorun var. Yok pahasına, zararına, başkalarının kârına çalıştırılıyor. Karın tokluğuna bile değil. Diğer yanda kentlerde temel besin gereksinimlerini karşılayamayan binlerce yoksul, açlıkla ve yetersiz beslenmeyle burun buruna kalıyor.

Üreticinin yalnızca tarlası, bağı, bahçesi de değil elbette, emeği ipotekli. Yoksulun da lokması ipotekli. Bu, şirketlerin kârına karşılık gıda üretim ve erişim haklarımızın gasp edilmesi anlamını taşıyor. Emeğin değeri böylesi erirken, üretici karşılığını alamazken, işsizlik artarken, alım gücü düşerken, ipotek altına alınan haklarımız üzerinde söz sahibi olma mücadelesi vermenin önemi artıyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol