birgün

8° AÇIK

SİYASET 20.09.2021 08:48

Bir adım geri, iki adım geri

Yani “bir adım ileri, iki adım geri” hallerini bile arar olduk!

Son günlerde Diyanet İşleri Başkanı’nın her konuşmasıyla maksatları hâsıl oluyor. Sabah akşam din konularını konuşturuyor, kendisine karşı çıkanları din karşıtı, zındık diye yaftalıyor. Ve böylece Cumhur İttifakına seçmen devşirdiklerine inanıyor.

Artık alenen din işlerinin ticarete, siyasete, adalete damgasını vurmasını istiyor. Geçen hafta ‘Günaydın’ hitabına bile karıştı. Mutlaka devamını da getirecektir.

Gericilik kol geziyor ki gericiliğin eski adı irticadır.

Eskiden mürteciler (gericiler) başlarını kaldırınca “İrtica hortladı” denirdi. Hayır, şimdi canlı kanlı (kanlı!) bir irtica var karşımızda. Hortlak filan değil. Ticarette, siyasette, adalette, eğitimde yani tam da kendi istedikleri şekilde hayatın her alanında karşımıza çıkıyor.

***

Diyanet tabii ki gericidir. Ama sağ ve sol bitti diyenler için ilericilik ve gericilik ayrımı da bitmiş olabilir mi? Mesela CHP sol parti değildir, programına filan bakılırsa ilerici bir partidir ama sağ-sol bitti diyen yöneticileri de biraz gericidir.

Gençliğimizde bildiri yazarken başlığa, “emekçiler, yurtseverler, ilericiler” hitabını koyardık. İlericilik çok değerli bir siyasi konumlanıştı. Liberaller ilericilik kavramını Kemalizm ile özdeşleştirdiler ve tu kaka ettiler. Sağ ve gerici liberalizm dininin “kullanışlı aptal” yobazları olarak tarihe geçtiler.

Nedir ilericilik? Kısaca, ilerlemeye yönelik toplumsal değişimi savunan siyasi tutumdur. Bilimden ve laiklikten yana olmaktır. Aydınlanma Çağı’nda modernizm ve ilericilik Avrupa’da bu sayede yaygınlaşmıştır.

Aydınlanma sonrasındaki yıllarda solculuk ile birlikte anılsa da, ilericilik, yaşanılan döneme göre farklı tanımlar ve içerikler de kazanmıştır. Ama günümüzde de laiklik savunusu olmadan ilericilik olamaz. Ve laiklik savunusu da kiliseyi ve aristokrasiyi devirmiş olan bir vakitlerin ilerici burjuvazisinin artık pek umurunda değildir.

***

Günümüzde sınıfsal bakımdan solcu olmayı da gerektirmeyen türden bir ilericilik, laiklik yanı sıra ekonomik eşitsizliklere karşı çıkabilen, ırkçılığa itiraz eden, çevresel yıkımlara karşı duran, kadınlara pozitif ayrımcılık isteyen, insan haklarından taviz vermeyen bir tutumdur. Kısacası demokratlıktır.

Gericilik, ilericilikteki işte bu hassasiyetleri hiçe saymaktır. Gericilik kavramı, ilk kez Fransız Devrimi sonrası krallık düzenine, aristokratların ve kilisenin hâkimiyetine geri dönüşü isteyen karşı devrimcileri kast etmek için kullanılmıştı. Gericilik artık genel anlamıyla, kapitalizmi savunurken demokrasi dışı her tür totaliter yapıyı pekiştirmek demektir. Faşizm de böyledir, siyasi İslam düzeni de böyledir. Ve zaten bizdeki gericiler epeydir İslamcı aristokratların düzenini kurmaya girişmişlerdir.

Gericilik, geri bıraktırılmış seçmen indinde her daim prim yapar. Mesela Babacan, AKP’yi terk edince ilerici olmadı ki. Zihniyet olarak AKP’yi terk edemeyen Babacan, tabii ki kendini milli bayramlarda vals yapılmasına bile itiraz etmek zorunda hissetti. “İlericilerin” gerici olduğu, gericilerin bazen “ilerici” (!) gibi göründüğü günlerdeyiz. Bu yüzden Bahçeli laiklik savunusu yapıyormuş gibi konuşurken hiç de ilerici olmamıştı.

***

Cumhur İttifakı, kendi tanımıyla (Osmanlı ve Şeriat özlemiyle) elbette gerici bir ittifaktır. Ama bunun karşısında Millet İttifakı ilerici bir ittifak mıdır? Onlar da öyle bir ittifak kurmuşlardır ki, Akşener’in sıkı milliyetçiliği bir yana, “aman seçmeni küstürmeyelim” diyen uysal sosyal demokratlar laiklikten öcü gibi korkar hale gelmişlerdir. Demokratlıktan taviz vermişlerdir. Cumhur İttifakını yeneceğiz beklentisiyle kendilerininki dâhil tüm gericiliklere göz yumulmasını istemektedirler.

Dolayısıyla gericilik ile ilericiliğin iç içe geçirildiği bir keşmekeşte, ileriye ve ilerlemeye yönelik siyasi doğrultumuzu kaybetmemeliyiz. İlericiliğin hiçbir muğlâklığa yer vermeyen boyutu elbette solculuktur, devrimciliktir. Asıl ilericilik, elbette sınıfsal bir zeminde, emperyalizmin ve kapitalizmin hunhar sömürüsüne, ekonomik eşitsizliklere karşı çıkabilen, ırkçılığa itiraz eden, çevresel yıkımlara karşı duran, kadınlara pozitif ayrımcılık isteyen, insan haklarından taviz vermeyen, özgürlükleri savunan bir doğrultuda ilerlemektir.

İlk hedefimiz her türden gericiliği yenmektir. İleri!

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol