Deprem ve teknoloji
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
Depremle birlikte İstanbul manzaraları korkunçtu! Tam bir perişanlıktı sokakta izlediklerim. Trafik felçti. GSM operatörleri tel tel döküldü. Kimse mobil iletişim kuramadı. Çok net söyleyebiliriz ki bizim böyle bir felaket senaryosu için en ufak bir eylem planımız yok!
Geçen hafta İstanbul’da ciddi hissedilen şansımıza az hasar veren bir deprem oldu. Bu depremle birlikte gördük ki 20 yıl önce büyük yıkıma neden olan deprem sonrası zerre kadar yol kat edememişiz. Bireysel anlamda da kendimize sormamız gereken pek çok soruyla karşılaştık. En azından ben kendim için bunu söyleyebilirim.

Depremin olmasıyla birlikte İstanbul manzaraları korkunçtu! Ben sokakta yakalandığım için tanık oldum. Tam bir perişanlıktı izlediklerim.

GSM operatörleri tel tel döküldü. Kimse mobil iletişim kuramadı. İlk toparlayan Turkcell oldu, ardından Vodafone en son Türk Telekom kendine geldi. Yaşananlarla ilgili tek özür mesajını Türk Telekom paylaştı. (En azından ben yazımı yazdığım ana kadar) Turkcell ve Vodafone’un hiçbir açıklama gereği duymaması enteresandı.

Valilik bence çok stratejik bir hata yaparak kaosa büyük katkı sağladı. Okulları ve iş yerlerini tatil ederek herkesin sokaklara dökülmesine sebep oldu. 2 gün boyunca her yerde deprem ve uzman görüşlerine yer verildi. Kimse bu kaos ortamından bahsetmedi. Ne var bunda tabi ki insanlar çıkıp çocuklarının, ailelerinin yanına gidecekler ne bu hassasiyet diyenler olacaktır.

O zaman böyle düşünenleri söyle alalım...

Ben 7.4’lük depremde İstanbul’da evimdeydim. İlk şoku atlatıp kendimizi güvenli bir şekilde dışarı attıktan sonra Maslak’a çalıştığım TV kanalına gittim. Canlı yayına geçtik ve neler olduğunu anlamaya, anlatmaya çalıştık. Bir saat sonra depremin merkezine, İzmit ve Gölcük’e doğru yola çıktık. 10 gün kadar bölgede kalarak yerinde haberler, programlar çekerek herkesi haberdar etmek ve bilinçlenmelerini sağlayacak içerikler çektik. Daha önce Senirkent çamur faciasını da yerinde takip ettiğimden olağanüstü durumlar konusunda epey tecrübem vardı. Gölcük depremi gördüğüm en büyük felaketti ve bana çok şey kazandırdı. Mesleğim gereği gözlem ve çözüm üretme yeteneğim fazlasıyla gelişmiş durumda. Dün depremi ve sonrasındaki gelişmeleri sokakta gözlemlediğimde ürktüm!

NELER OLMUŞTU?

Telefonlar çalışmıyor, okullar tatil edilmiş, işyerleri boşaltılmış insanlar evlerine gönderilmiş.

Herkes sokakta, trafik felç, okul önlerine yaklaşılamıyor, herkes sokakta ama bir yere gidemiyorlar. Gergin bir şekilde şehir kaosa sürüklenmiş öyle duruyor!

Ya bu deprem çok daha güçlü olsa ve ambulans, itfaiye, AFAD ekipleri bir yerlere gitmek zorunda olsaydı? Bu soruyu kimse sormadı.

Çok ama çok net söyleyebiliriz ki bizim böyle bir felaket senaryosu için en ufak bir eylem planımız maalesef yok!

20 yıldır binalarımız depreme karşı güçlendirilmedi, toplanma alanı olarak belirlenen noktalar AVM, site gibi beton canavarlarıyla işgal edildi! 1999 depremiyle hayatımıza giren ve ‘geçici’ olduğu söylenen ‘özel iletişim vergisi’ kalıcı olarak hayatımızda kaldı. Senelerce bu vergiyi ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. Bu paralar ne amaçla kullanıldı? Niye bu soruyu soruyorum çünkü somut olarak köprü, viyadük ve bazı binalar dışında bir güçlendirme olmadığı aşikâr. Bunu da nereden çıkartıyorsun diyenlere geçen hafta deprem olduğunda boşaltılan Silivri Devlet Hastanesi’ni ve boşaltılan, dün dahi eğitime devam edemeyen okullarımızı hatırlatmak isterim. Deprem olduğunda en çok neye ihtiyacımız olacak? Hastane yaralılarımızı tedavi edecek, ihtiyacı olanların güvende hissedeceği en önemli yerlerden biri değil mi? Okullarımız evi yıkılan, oturulamaz hale gelmiş, risk teşkil eden evlerimizde kalamadığımızda ne yapacağız? Okullar en güvenilir ve devletin, Kızılay’ın, AFAD’ın her türlü yardımın sağlıklı bir şekilde kaos olmasına imkân vermeden, organize bir şekilde verilebilmesi için bu alanlar çok değerli. Toplanma alanları? Yine güvenilir ve hizmet alabilir olabilmemiz için çok önemli bir nokta değil mi? Bu alanların çoğu artık yok ya da bilgimiz dışında yeri değiştirilmiş durumda.

Depremi çok sık yaşamış bir coğrafya Türkiye, yaşamaya da devam edecek. Biz hazır mıyız diye sormaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz. Maalesef sürekli duyduğumuz ama en ufak bir tepki vermeden yaşamaya devam ettiğimiz bir ülkeyiz. Evet Türkiye bir deprem ülkesi, evet depremle yaşamayı öğrenmeliyiz, evet deprem öldürmez yanlış yapılar bizi öldürür… Böyle sürer bu laflar. Günün sonunda yapılması gerekenler neden yapılmıyor?

Bir milyon insanın mı ölmesi gerekiyor? O acıya katlanılmaz. Travmalı bir ülke kalır geriye. Ekonomisi falan zaten hikâye olduğu için bir daha düze çıkmamız yüz yıl sürer. Marmara bölgesi, özellikle İstanbul’un yaşayacağı bu felaket ülkenin sonunu getirecektir. Kimse bana uzak demesin!

Teknoloji şirketleri ‘Tekno Fest’i destekledi. Basın yere göğe sığdıramadı. Savunma sanayi fuarı olarak gördüğüm için açıkçası teknolojik olarak benim gündemime giremedi. O kadar muhteşem yok edici savunma sanayimizin yanında yapıcı teknolojik yatırımların sergilendiği, hayat kurtaran teknolojilerin deneyimlendiği bir festival olsaydı ben de orada olurdum. Savuma sanayi önemsiz demiyorum, elbet her ülkenin savunması güçlü olmalı bu alanda yatırımlar yapmalı ama sadece bu alana değil. Ben kendi üzerime düşeni yapmak için bundan sonra hızlıca adımlar atmaya gayret göstereceğim. Uzun süredir yapmayı planladığım ancak bir türlü organize edemediğim ‘ilk yardım’ eğitimi videosu hazırlayacağım. Hepimizin ilk yardım konusunda eğitilmesi çok önemli. Saniyelerle hayat kurtarabiliriz. Deprem konusunda da eğitim amaçlı içerikler hazırlayacağım. Konusunun uzmanlarıyla hazırlanmış bu videolarla biraz katkım olursa ne ala. Operatörlerimize çok yüklenildi haklı olarak. Ancak 20 milyon nüfusun yaşadığı bir coğrafyaya altyapı sağlamak kolay değil. Bununla ilgili yaptıkları bir çalışma var mı? Felaket anında 20 milyon kişi nasıl iletişim sağlayacak? Bu konuların takipçisi olacağım. Öyle araba resmine bakıp parmak göstermekle bu memlekete faydalı olamayız. Herkes üzerine düşeni yapmak zorunda! Malum zorlu bir coğrafyaya sahibiz!

Afet durumlarında kullanılabilecek mesajlaşma uygulamaları neler?

İstanbul’da hissedilen depremin ardından telefon hatlarının kesilmesi ve sorunun uzun süre devam etmesi, olası büyük bir depremde haberleşme sorununun ortaya çıkacağını gözler önüne serdi. Peki bu durumda telefonunuzda yüklü olması gereken uygulamalar neler? Deprem, sel, heyelan gibi durumlarda internet olmadan çalışan haberleşme uygulamaları kullanıcıların imdadına yetişiyor. Bu uygulamalardan biri de Bridgefy.

Bridgefy, temelde cihazların birbiriyle iletişim kurmasıyla ağını genişleten ve GSM operatörlerinin hizmet veremediği durumlarda Bluetooth üzerinden mesajlaşmayı mümkün kılan bir uygulama. Uygulama, internet, Wi-Fi veya telefon ağının kesildiği durumlarda 100 metre çapında Bluetooth üzerinden mesajlaşmayı sağlıyor. Deprem anında veya sonrasında enkaz altında mahsur kalma gibi durumlarda işe yarayabilir.
İnternet olmadan çalışan güvenilir mesajlaşma uygulamalarını şöyle sıralayabiliriz:
Firechat
Bridgefy
Flows
Signal offline messenger
MeshTalk
İnternetle çalışan telsiz uygulamalar ise şu şekilde:
Zello
Heytell
Voxer
Uygulamaların özellikle de Bridgefy’ın stabil çalıştığını söylemek zor. Çünkü kapsama alanında sürekli sıkıntılar çıkıyor. Buna bağlı olarak gönderdiğiniz iletiler karşı tarafa iletilemiyor. Uygulamanın inceleme videosunu teknosafari.com’da izleyebilirsiniz.

Son olarak bir depremin gün ve saat verilerek önceden kestirilmesi günümüz teknolojik imkânlarıyla mümkün değil. Vatandaşların sosyal medyada özellikle WhatsApp gruplarında dolaşan asılsız bilgilere itibar etmemeleri, doğru bilgi için resmi kaynakları takip etmelerini rica ediyoruz.

INSTAGRAM'A DA KARANLIK MOD GELDİ

Instagram, karanlık ya da gece modunu kullanıcıların beğenisine sundu. Instagram karanlık temasıyla uygulamanın bütün arayüzü siyah ve gri tonlara bürünüyor. iOS 13 ve Android 10 ile beraber karanlık mod özelliği telefonlara entegre edildi. Karanlık modun popüler hale gelmesinin ardından birçok uygulama da karanlık mod teması sunmaya başladı. Instagram da yayınladığı son güncellemeyle kullanıcılara karanlık mod seçeneği sunuyor. Instagram’ın karanlık mod temasını kullanmak için Android 10 ve uygulamanın son güncellemesini edinmeniz gerekiyor. Bunları yaptıktan sonra, telefonunuzun yerleşik karanlık modunu aktif hale getirmelisiniz.

Telefonunuzun karanlık modunu aktif hale getirdikten sonra artık Instagram’ı karanlık mod temasıyla kullanabilirsiniz. Facebook, WhatsApp için de karanlık modun testlerine devam ediyor.

KİŞİSEL VERİLER SİLDİRİLEBİLİYOR

Kişisel Verileri Koruma Kurumu’ndan, vatandaşların, veri sorumlusuna başvurarak kendileriyle ilgili kişisel verilerin silinmesini isteme hakkı bulunduğu bildirildi. Yapılan yazılı açıklamada, Anayasa ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile kişisel verileri işlenen gerçek kişilere, birçok hak tanındığı belirtildi.Anayasa ile kişilere, ‘Kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı’ tanındığı ifade edilen açıklamada, vatandaşların, veri sorumlusuna başvurarak kendileriyle ilgili kişisel verilerin işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, verilerin yurtiçi veya yurtdışında aktarıldığı 3. kişileri bilme, verilerin düzeltilmesini, silinmesini veya yok edilmesini isteme, verilerin otomatik sistemlerle analiziyle kişinin aleyhine sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, veri işlemeden dolayı zarara uğraması halinde zararın giderilmesini talep etme hakları bulunduğu vurgulandı.

IPHONE TASARIMLARI ESKİYE BENZEYEBİLİR

Apple analisti Ming-Chi Kuo, şirketin 2020’de piyasaya süreceği iPhone modelleriyle ilgili bir rapor yayımladı. Kuo’ya göre Apple, 2020 model iPhone’larını paslanmaz çelik malzemeden üretecek. Tasarım olarak ise iPhone 4’e benzeyebilirler. Kuo, 2020’de piyasaya sürülecek iPhone modellerinin genel tasarımının tüketicilere iPhone 4 modelini hatırlatacağını söyledi. Ayrıca Apple, hafif kavisli ekran yapısından da vazgeçmeyecek. Haziran ayında Kuo, 2020 model iPhone’ların 5.4 inç, 6.1 inç ve 6.7 inç ekranlara sahip olacağını söyledi. Yeniden tasarlanan iPhone’ların 2020 sonbaharında, 5G özellikli ve yeni dış kasa tasarımının yanı sıra artırılmış gerçeklik özelliklerine sahip olması bekleniyor. Intel’in 2020 için Apple, Qualcomm tarafından üretilen 5G modemleri kullanacak.

FACEBOOK BEĞENİ SAYISINI GİZLİYOR

Facebook, beğeni, yorum ve tepki sayısını gizlemeye başladı. Bir şirket sözcüsü, testin Avustralya’da başlayacağını ve bu değişikliğin insanların deneyimlerini iyileştirip iyileştirmediğini anlamak için geri bildirim toplayacaklarını söyledi. Facebook’un sahip olduğu Instagram’da beğenileri gizleme özelliği daha önce test edilmişti. Facebook da aynı yaklaşımı kendi platformunda deneyebileceğini belirtmişti. Facebook, söz konusu yaklaşımdaki asıl amacın, Instagram gönderilerinin ne kadar beğenileceği baskısını ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Geçen temmuz ayı itibarıyla Instagram’daki beğeni ve yorum sayısı 7 ülkede gizlendi. Bunlar arasında Avustralya, Kanada, Brezilya, Yeni Zelanda, İrlanda, İtalya ve Japonya yer alıyor. Facebook, Avustralya’daki test sırasında kullanıcılardan toplayacağı geri dönüşler doğrultusunda değişikliği hayata geçirip geçirmeyeceğine karar verecek.

YAPAY ZEKA İNSANLARI İZLİYOR

Aralarında ABD, Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu ülkelerin yüzde 51’i vatandaşlarını yapay zekayla aktif olarak takip ediyor. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın raporuna göre en az 75 ülke akıllı şehir / güvenli şehir platformları (56 ülke), yüz tanıma sistemleri (64 ülke) ve akıllı polislik (52 ülke) dahil olmak üzere gözetim amacıyla yapay zeka teknolojilerini kullanıyor. Sistemlerin satışında pazarı ağırlıklı olarak ABD’li ve Çinli şirketler ellerinde tutuyor. Rapora göre aralarında ABD, Almanya, Fransa’nın da bulunduğu ‘gelişmiş demokrasi’ ülkelerinin yüzde 51’i vatandaşlarını aktif olarak takip ediyor. Yüz tanıma sistemleri ve diğer gözetleme teknolojilerinin yaygınlaşması, ‘terörist saldırılara ve diğer tehlikelere karşı koruma sağladığı’ gerekçesiyle temellendirilse de tepki çekmeye devam ediyor. Sistemlerin ırkçı yaklaşımlar da sergileyebileceği belirtiliyor.