birgün

14° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 22.10.2021 09:40

Durul Gence ile konuşamadıklarım…

Durul Gence’yi de kaybettik. Her geçen gün bir değeri daha sonsuzluğa uğurluyoruz. Müziği bizlere sevdiren, müzik için gecesini gündüzüne katan, enstrümanıyla yatıp kalkan, bir efsane daha terk etti dünyamızı... Bütün ustalarımıza müziğe yaptıkları katkılardan, dünyamızı güzelleştirme çabalarından ötürü ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ben Durul Ağabey ile hiç karşılaşmadım. Ama yaklaşık iki senedir telefon görüşmelerimizle kendisini tanıma fırsatı buldum. İnsanın hayran olduğu bir müzisyen ile telefonla iletişim kurması zor. Zira sohbet esnasında gözüne bakmak, baget tutan ellerini incelemek, dünden bugüne anılarını yüz yüze dinlemeyi çok isterdim; müzik konuşmayı da… Zira ondan öğreneceğim çok şey vardı. Ama olmadı…

Durul Ağabey ile müzikal sohbetlerden ziyade, ekonomik zorluklar, müzisyenlerin sıkıntıları, emeklilik, sigorta vs. gibi sıkıcı konular hep konuşmamızın merkezine yerleşti durdu.

Durul Ağabey’in karşısında ben bir müzisyenden ziyade, bir meslek birliği başkanı olarak sıkıntılarını çözebilecek biriydim. Onun için bütün sohbetimiz hep teknik konular üzerinde olmuştu. Oysaki telif haklarına saygılı ve de telif hakları ihlallerine karşı Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri’nin -hukuk ya da ceza- kanundan gelen yaptırımlarını uyguladığı bir ülke olabilseydik, biz de bambaşka şeyler konuşurduk Durul Ağabey ile. Ne yazık ki gerçekleşmedi. Ben kendisine hakkımı sonuna - hatta sonsuza kadar- helal ediyorum. Umarım bu dileğim bir şekilde ulaşır kendisine.

Gelelim Durul Ağabey ile konuştuklarımızın kısa bir analizine.

Türkiye’de eser sahiplerinin, yorumcuların ve yapımcıların telif hakları müzik meslek birlikleri eliyle takip ediliyor. Eser sahibi ve bağlantılı haklar meslek birlikleri farklı hak gruplarını temsil ve takip ediyor. Eğer söz yazarı ve besteci iseniz MESAM ya da MSG, yorumcuysanız MÜYORBİR, yapımcıysanız MÜYAP, MÜYABİR ya da MÜZİKBİR sizlerin haklarınızı takip ediyor.

Daha önce iki kez gerçekleştirilmeye çalışılan ama ne yazık ki devamı gelmeyen tüm müzik meslek birliklerinin katılımı ya da temsiliyetiyle gerçekleşecek 3. OLB (Ortak Lisanslama Birliği) yeniden kurulma aşamasında. Bu çok olumlu bir gelişme ama geçmişten ders almazsak, geçmişteki hataları tekrarlarsak, sonuç yine hüsran olur. Nedir bu hatalar, sıralamaya çalışayım naçizane…

Müzik meslek birlikleri eski prestijlerinden çok şey kaybetmiş durumda. Toplu hak mücadelesine dikkat çekmek yerine, özellikle genel kurullardaki sansasyonel haberler telif mücadelemize çok büyük zarar vermekte. Bunun bir an evvel önüne geçilmeli.

Bizler siyasi parti değiliz, dernek değiliz, asıl işlevi -kabaca- kâr amacı gütmeyen, lisanslama yapıp, sonrasında elde edeceği telif gelirini dağıtım yönergelerine göre dağıtan Kültür Bakanlığı’nın mali ve idari denetimine tabii toplu hak örgütleriyiz. Bu meslek birliklerinin başarılı olabilmesi için asıl hak ediş sahiplerinin yönetimde olmasında büyük fayda vardır. Ayrıca denetleme, teknik bilim ve haysiyet kurullarının yönetim kurullarının baskısına maruz kalmadan özerkliklerini koruması hayati önem taşımaktadır.

Meslek birliğine kayıtlı üyelerimizin mutlaka telif hakları, lisanslama, dijital mecralar, temsili alanlar vs. konusunda bilinçlendirilmesi ve meslek birliklerinin bu konulardaki eğitimler için makul bir bütçe ayırması gerekmektedir.

Ve de son olarak genel kurullarda vekâletle oy kullanmanın mutlaka kaldırılması, sektörün gelişebilmesi için de oy farklılaşması-repertuar, gelir, ya da kıdeme bağlı olarak genel kurulun iradesine sunulması gerekmektedir.