birgün

20° AÇIK

RÖPORTAJ 13.05.2019 08:09

En uzun 40 gün

Yenilmez değiller yenilirler, nitekim daha önce de yenildiler, şimdi önemli olan onlara bir kez daha ve son kez yenileceklerini de göstermek. Ama nasıl? CHP Sözcüsü Öztrak, “Sandığın da hukukun da tabutuna çivi çakılmıştır” dedi. Çok haklı. Canlı canlı tabuta koymaya çalışıyorlar, bu durumda çare halkın birleşik gücünün tabutta bile röveşata yapıp golünü atmasıdır. Faşizm, ‘tabutta […]

Yenilmez değiller yenilirler, nitekim daha önce de yenildiler, şimdi önemli olan onlara bir kez daha ve son kez yenileceklerini de göstermek.

Ama nasıl?

CHP Sözcüsü Öztrak, “Sandığın da hukukun da tabutuna çivi çakılmıştır” dedi. Çok haklı. Canlı canlı tabuta koymaya çalışıyorlar, bu durumda çare halkın birleşik gücünün tabutta bile röveşata yapıp golünü atmasıdır.

Faşizm, ‘tabutta röveşata’yla seçim kazanılarak yenilmez, ama bu seçim süreci faşizmi zayıflatacak bir seferberlik olduğu zaman skor değişmeye başlayacaktır. Yeter ki farklı bir anlayış, yeni bir strateji benimsenebilsin.

40 günlük seferberliğin yeni bir stratejinin ilk etabı olabilmesi de muhalefetin, seçim oyununa dâhil olmak dışında, başka şeyler yapabilmesine bağlıdır.

Moral bozukluğu, yılgınlık yaratamadılarsa ve tam tersine herkes ayağa kalktıysa, demek ki sadece İstanbul’un 970 mahallesinde değil, Türkiye çapında bir seferberlik vaktidir.

Çünkü Saray’ın bundan sonra atacağı adımlar, doğrudan tüm muhaliflerin canına ve malına kastedebilecektir. Sadece İstanbul’da seçimi kazanmak için değil, her sokakta her mahallede canını ve malını korumak için, CHP’liler de tüm muhalif yurttaşlarla hayatta kalabileceği ağlar kurmalı, hanelerden sokaklardan başlayarak örgütlenmelidir. Yeni strateji işte böyle olmalıdır.

CB ne demişti? “Kafalarında bir Türk baharı var. Oysa onların her baharı karakışa dönmüştür.”

Hele bir sokağa çıksınlar da canlarına okuyalım diyorlar ve çıkınca korkuyorlar ve kimse sokağa çıkmayınca daha da korkuyorlar! Çubuk linç girişimi tesadüf değildi ki.

İnsanlar da aslında sokağa çıkıp gösteri yapmayı tercih etmiyor. Ama mitinglere milyonlar halinde katılıyorlar. Maçlarda tezahürat yapıyorlar. Pazar yerlerinde homurdanıyorlar. Yani öyle tamamen sinmiş, korkmuş bir toplum yok. Kendiliğinden bir patlama ise zaten öngörülemez. CB istedi diye yapay bir patlama niye olsun ki! Ama CB’nin istediği tarzda ve zamanda sokağa çıkmayı tercih etmeyen, adeta farklı havada bir Gezi kokusu (ve korkusu) da var.

Öyle bir belirsizlik ve kaos ortamı yarattılar ki, her türden provokasyon yapacakları, iftara atacakları, hatta İstanbul’da seçimi erteleyebilecekleri, kayyumla devam edebilecekleri de unutulmamalı.

Ama şu da hiç unutulmasın. Saraylılar kadiri mutlak aktörler değildirler ve uzun süredir her istedikleri olamıyor. Yani onlara sahip olmadıkları kudreti vehmetmek, onların hep üste çıkacakları kurnazca planlara sahip olduklarını düşünmek saçmadır. Hele bir de, “binmişler bir Bahçeli alametine, gidiyorlar kendi kıyametlerine” hallerindeyken!

Velhasıl İstanbul seçimi, İstanbul seçimi olmaktan iyice çıktı. Artık kimseyi korkutamıyorlar. Evet, bu kez daha da dehşetengiz haltlar yiyebilirler. Elbette 2015 Haziran-Kasım süreci yaşandı, yaşanmamış gibi yapılamaz. Elbette muhalefet, olmayan bir hukuka ve uygulanmayan yasalara uymaya mecbur bırakılıyor ve tabii ki kendi hukuksuzluk düzeninde Saray’ın hiç böyle bir mecburiyeti yok.

Yine YSK kararıyla kazandık derlerse, anlarız ki bu kesinlikle artık son seçimdir. Bundan sonraki seçimler sadece dikta rejimlerinde başkanın yüzde 99 oyla kazandığı (!) seçimler gibi olacaktır.

İşte bu tıynetleri ortadayken 23 Haziran sonrasında ‘en kötüsü’ gelirse diye hazırlıklı olmak önemlidir. Rejimin bünyesindeki, ekonomideki ve dış politikadaki göstergeler, işlerin hiç de güzel olmayacağını söylüyor. Yani günü kurtarmak, hatta 40 günü kurtarmak yetmez.

Peki, bu seçimde de çamura yatarlarsa, CHP bu kez seçimcilik oyunundan, ‘tabutta röveşata’ atmaktan vazgeçmeye zorlanabilir mi? Bilemeyiz. Ama çamura yatmalarını önlemenin tek çaresinin o çamuru kurutmaya başlamak olduğunu bilmeliyiz. Demek ki şu 40 gün öncelikle çamuru kurutmaya başlama günleridir.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız