birgün

26° PARÇALI AZ BULUTLU

“Geri iade”

SİYASET 27.06.2022 06:30
Abone Ol google-news

Asgari ücrete zam yapacaklarmış. Yani? Bir nevi “geri iade” edeceklermiş.

İade etmek, malum, alınmış bir şeyi geri vermektir. “Geri iade” demek, tabii ki saçmalamaktır. Ama bazen Türkçesi zayıf olanların “geri iade” dediklerini duyarız. Nitekim mesela 2019 Kasım ayında Trump’ın meşhur mektubuna dair “Mektupları Sayın Başkan’a geri iade ettim” demişlerdi. Geçen yıl yine kasım ayında ABD’nin S-400 konusundaki tutumunu eleştirirken, “Rusya’dan S-400 aldık. ABD, ‘Bunu geri iade edin’ dedi. Biz de ‘Niye geri iade edelim, siz bize verdiniz de almadık mı?’ dedik” demediler mi?

Ama hep bozuk Türkçe söz konusu değil. Çünkü bir parça “iyilik” yapmak zorunda kaldıklarında bir nevi “geri iade” ediyorlar, yani önce geri veriyorlar ve hemen geri alıyorlar. Böylece bazen ironik olarak geri iadenin daniskasını yapıyorlar. Geri iade ediyoruz deyip idare ediyorlar. Seçimler yaklaştıkça, geri iadeli girişimleri artacak. Kulislere göre kamu bankalarına olan borçların faizleri silinecek, akaryakıtta vergi indirilecekmiş. Velhasıl kaşıkla iade edecekler kepçeyle geri alacaklar.

Geri kelimesi alâmetifarikalarıdır. Hep geri, hep geri… Ve hep geriyorlar. Çünkü fıtratları gericiliktir. Sahneye mehter marşıyla çıktılar, ilk yıllarında “iki adım ileri bir adım geri” hallerindeydiler. Önce o marşın temposunu değiştirdiler, bir adım ileri iki adım geri. Şimdi sürekli bir adım geri, iki adım daha geri…

***

Öyle geri ve gerici bir rejim yarattılar ki, cani katil bile Pınar Gültekin’i canavarca hisle öldürmemiş sayılabiliyor! Canavarca hislerle peş peşe kadın cinayetleri işlenirken, canavarca hislerle kadınlar sosyal hayattan dışlanırken, TÜİK verileri bile 2020 yılında resmî nikâhla (ve canavarca hislerle) evlendirilen kız çocuk sayısını 13 binden fazla olarak verirken… “Kızlar katiyen ortaokul, lise, üniversiteye gitmez” sözüyle de bilinen İsmailağa Cemaati’nin şeyhinin cenaze töreninde “bir önderi, ebediyete yolcu ettiklerini” söylüyorlar.

(Neyse devamını getirmeyeyim. Buraya, önderi, kılavuzu Boko Haram olan siyasi İslamcılara dair Murat Yetkin’in yazısından bir alıntı bırakmakla yetineyim: “Başlıca amacı kız çocuklarının okutulmaması olan bir terör örgütü var. Nijerya’da, Boko Haram adıyla tanınıyor. Örgüt İslam Şeriatının bütün kurallarıyla resmî din olması için savaşıyor. Kuran öğretimi dışında her türlü eğitimi özellikle de kız çocuklar için yasaklıyor. Okulları basıyor, kız öğrencileri rehin alıyor.”)

Geri vitese takmışlar öyle yol alıyorlar. Sansürle, şiddetle, baskıyla, ayyuka çıkmış işkencelerle anarya halde, geri geri Abdülhamid’e gidiyorlar. Nitekim “anarya” da Fransızcadaki “en arrière” kelimesinin okunuşudur ve Osmanlının teslim koşullarından sonraki yıllarda Fransızların işgal ettiği bölgelerde kullanılan bir söz olarak halkımızın lügatine girmiştir. Hallerine denk düşüyor.

***

Gericilik şiddetlendikçe, hızlandıkça ilericilik de hayati bir önem kazanıyor. Ve günümüzde laiklik savunusu olmadan ilericilik olamayacağını, demokrat olunamayacağını yaşayarak görüyoruz. Şimdi ilk görev referandum niteliğindeki seçimlerde Saraylıların gericiliğine son vermek olsa bile, Saraylıların gericiliğine son verince gericilik tamamen ortadan kalkacak mı?

Bu soruyu sorunca akla elbette yine CHP geliyor. CHP yöneticilerini yeri geldiğinde kıyasıya eleştiriyoruz ama Saraylı iktidarın gitmesi için harcadığı çabaya engel olma niyetimiz yok. Peki, CHP dışındaki beş partinin Saraylılarla “gericilik bağları” yok mu? Hem de epey var. Altı partinin sadece “seçim sonuçları kesinleşene kadar” birlikte olabileceği dahi söyleniyor. Seçimlerden sonra, CHP beş partinin Türk-İslam sentezi gericiliğine teslim olacak, onlarla ancak öyle mi koalisyon yapabilecek? Ya da ilericilik iddiasında bulunursa defteri mi dürülecek? Çünkü şimdiki birliktelikleri CHP’nin imza karşılığı teslim olması, teslim olmadığı durumlarda tekrar muhalefete gönderileceği bir “taahhüt” de taşıyor gibi. CHP’nin altılı masadaki pozisyonu da, öyleyse, “geri iadeli” taahhüttür. Unutmayalım, bir de “iadeli taahhütlü” deyişi var. Alıcıya imza karşılığı teslim edilen, teslim edilemediği durumlarda göndericiye geri gönderilen mektup, paket vb. için kullanılıyor.

Demek ki çare, seçimlerde “iadesiz taahhütlü” oy kullanmaktır. O da atılan oylar hedefine ulaştırılmadığı durumda, seçmenin geri kabul etmeyeceği bir seçenektir.

Aksi halde önderi siyasi İslam olanların burnu Boko Haram’lardan kurtulmaz.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol