birgün

22° AÇIK

TEKNOLOJİ 28.03.2020 10:59

Hepimiz dijital göçebe olduk

Dev markalar global lansmanlarının internet üzerinden yayınlıyor, biz gazeteciler sanal olarak bu toplantılara katılıyor, haberlerimizi anında yapıp yayına alabiliyoruz. Bizim gibi işleri yapanlar için eve kapanmak %100 verim arttırdı

Hepimiz dijital göçebe olduk

Evde ne kadar sıkıldık, ne kadar bunaldık laflarını son günlerde çok sık duymaya başladık. Kimisi şımarıklıktan, kimisi şuursuzluktan bu şekilde sosyal medyada paylaşımlar yapıyor. Her şeyden önce şunu unutmamak gerekiyor: buna mecburuz ve olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Gerçekten tarihi bir döneme tanıklık ediyoruz. Tüm dünya birbirini bilerek, takip ederek, iş birliği yaparak, tek bir düşmana karşı hiç bu kadar büyük bir savaş vermemişti. Eskiden çok daha fazla insanın hayatını kaybettiği devasa salgınlar olmuştu ama bu onlardan farklı. Eskiden kimse işin boyutlarını canlı canlı takip edememişti. Teknoloji ve ucuzlayan havayolu ulaşımı sayesinde ne diyorduk. Dünya artık küçük bir kasaba gibi oldu. Her an heryerdeyiz. İşte biraz da bu tek parçalılık yüzünden bir noktadan çıkan virüs, iki üç ay içerisinde tüm dünyayı sarıverdi. Demek ki küçük bir kasaba olmak o kadar da iyi bir şey değilmiş. İnsanların oradan oraya fazla hareket etmesi belki de pek iyi bir fikir değildi. Bunu zaman gösterecek. Şimdi dünya yeniden şekilleniyor. İstemeden de olsa buna mecbur kalındı. İyi mi olacak kötü mü olacak bunuda zaman gösterecek. Şekillenmiş dünya nasıl olacak?

GLOBAL BİR YIKIM OLACAK

Bu yazımda biraz öngörüler çıkartmaya çalışayım istedim. Ekonomik anlamda çok ama çok zor bir sürecin başında olduğumuzu söylememe gerek yok sanırım. Üstelik bu kez global bir kırım olacak. Maddi yapısı güçlü, üreten, satabilen, iyi organize olmuş ülkeler şanslı olacak. İtalya, İspanya bu işten en zararlı çıkacak ülkelerin başında geliyor. En önemli sebebi bildiğiniz gibi geç alınmış tedbirler ve işi ciddiye almamaları sebebiyle büyük hasar gördüler. Sağlık dışında da en büyük zararı üretimde ve en önemlisi gelirlerinin çok büyük bir kısmı olan turizm gelirlerinden de oldular. Uzun bir süre kimsenin turist olarak İtalya ya da İspanya’yı tercih edeceğini zannetmiyorum. Elbette insanoğlu çabuk unutur, eski günlerine döner ancak kayıpları çok büyük. Avrupa birliği ülkesi olmaları sebebiyle bu kayıp birliğe de büyük yük getirecektir. Üstelik sadece bu iki ülke değil pek çok üye ülke aynı sorunlarla boğuşuyor. Boyutları farklı olsa da sıkıntıları büyük. Günün sonunda onlar durumu bir şekilde kurtaracaktır. İngiltere başbakanı virüsü kaptı ve sürüye katıldı. İngiltere de bu işi küçümseyen hatta garip garip reaksiyonlar veren sonradan çark edenler listesinde. Onların bu işin içinden nasıl çıkacağınıda göreceğiz.

BÖYLE KARA CAHİLİNİ AZ GÖRDÜM

Amerika başkanı Trump gerçekten inanılmaz bir lider! Ben böyle kara cahilini az gördüm. “İşimizin başına geçmeliyiz, ne yani böyle kapanıp bekleyecek miyiz” diyerek hem vatandaşlarını tehlikeye atıyor hem de onu örnek alacak liderlere de kötü örnek oluyor. Tarih bunların hepsini yazacak. Uzakdoğu bu işin üstesinden geldi gibi görünmekle beraber riskleri taşımaya da devam ediyor. Atlatacaklardır, bu konuda çok tecrübeliler ve disiplinliler.

Gelelim bize; Borlu dezenfektan ile bu krizden çıkar mıyız? Bence hayır! Çok zor günler geçiriyoruz. Şimdi yazının başına dönelim. Şımarıkları, şuursuzlukları bir tarafa bırakalım. Onlar her daim problemli insanlar zaten. “Kendi OHAL’imizi sağladığımız” şu günlerde işe giderek çalışmaya mecbur olan, çalışmazsa aç azalacak olan, aslında iş imkanı olsa bu zamanda bile canla başla çalışacak olanları düşününce insanın canı işte o zaman gerçekten çok ama çok “SIKILIYOR”. Bu dönemi nasıl atlatacağız çok merak ediyorum. Diyelim ki sağ salim izolasyon dönemini atlattık. Gerçekler bizi hemen karşılayacak. Kendi OHAL’imiz bittiğinde iş hayatı nasıl olacak? İş olacak mı? Ödenmesi gereken bir sürü para var. Elde iş, sipariş, ihtimal bile yokken nasıl bu işin içinden çıkacağız? Borçlar ötelendi, krediler alındı, bir nefes aldık diyelim. Kendimize gelmemiz ne kadar sürecek? Bunlar hep kafamızda dolaşan sorunlar. Evinde sadece “sıkılanlar” sizin derdiniz dert değil! Aklınızı başınıza acil toplayın. Etrafınıza moral verin, kasvetli sosyal medya mesajları vererek kimsenin canını asıl siz “SIKMAYIN”.

Geçen haftanın en çok tartışılan konularından bir tanesi “Kanal İstanbul” projesi için iki köprünün nakledilmesiyle ilgili yapılan ihaleydi. Böylesine zor bir dönem geçiren ülkemizde 10 milyar TL değerinde bir masraf çok mu gerekliydi? Koronavirüs krizi olmasaydı bile bizim o 10 milyar TL’ye farklı alanlarda ihtiyacımız yok muydu? Projenin çevreye vereceği zararı, rant savaşlarını hiç konuşmuyorum. Teknoloji yazarıyım ancak gündem her şeyi o kadar domine etti ki bende ister istemez gündem yazmaya başladım. Yine de teknoloji konusuna biraz gireceğim.

UZAKTAN ÇALIŞMAYI ÖĞRENDİK

Yeni dünyamızda herkes “Dijital Nomad” oldu. Bilmeyenler için dijital göçebe diyebiliriz. Bu izolasyon sürecinde Uzaktan çalışmayı epey bir kısmımız öğrendi diyebilirim. Bizim ofisi kriz bu seviye gelmeden kapatmıştık. Ekip bilgisayarları, kameraları, ışıkları yanlarına aldı evlere dağıldı. Açıkçası işi güzel idare ediyoruz. Her türlü içerik üretimimizi farklı YouTube kanallarımız üzerinde aksatmadan devam ettirebiliyoruz. Canlı yayınlar, evinde çekim yapıp, montaj için başka arkadaşına göndererek ve daha birçok yolla YouTube’a içerik üretmeye devam ediyoruz. Hatta sanki işimize daha bile iyi odaklandık diyebilirim. Kimse evinden de çıkamadığı için yapılacak en iyi şey çalışmak oldu hepimiz için.

Dev markalar global lansmanlarının internet üzerinden yayınlıyor, biz gazeteciler sanal olarak bu toplantılara katılıyor, haberlerimizi anında yapıp yayına alabiliyoruz. Bizim gibi işleri yapanlar için eve kapanmak %100 verim arttırdı. Bu arada bence toplantıların bu şekilde yapılmasını ben acayip sevdim. Havaalanına gitmek yok, güvenliklerden o ekipmanlarla incik cıncık aranmak yok, koştur koştur otele transfer, lansmana transfer, yemek yemeğe transfer, video çekmeğe transfer, çektiğin görüntülerin montajını yapmaya otele transfer, montaj bitti YouTube’a transfer, sabah erkenden tekrar havaalanına transfer, havaalanından eve geri transfer. Evet bu uzun cümleyi bir iki ya da 3 gün içerisinde yapmak zorunda kalıyorduk. Sanal olunca bunların %80’inden kurtulmuş olduk. Üstelik markalar içinde bence büyük bir ekonomi. O kadar insanı getir, götür, besle, konaklat ciddi maliyetler. Bence markalarda bu bahane ile bu işleri daha çok sanallaştıracaklar gibi geliyor bana. Ben sevinirim ama bu şekilde yaşamaya bayılan gazeteci arkadaşlarımız da var ve onlar biraz sıkıntı çekeceklerdir. Kim bilir belki ben neredeyse 30 yıldır bu işi yaptığımdan biraz seyahatlere üşeniyor olabilirim.

Genç arkadaşlarımız bana bozulacaktır. Bu sanal lansmanların en büyük eksikliği sunum sonrası ürünlerin, teknolojinin deneyimlenmesi kısmı. O işi de tek bir şekilde çözebilirler. Ürünler lansman öncesi bize gizlilik sözleşmesiyle teslim edilecek. Böylece bizde anlatılanların ne kadar gerçekleştiğini gözlerimizle görmüş olacağız ve izleyicilerimize, takipçilerimize aktaracağız. Bunu çözen markalar var. Hepsi yapabilirse şahane bir dönem başladı diyebiliriz. Fuarlar kısmına gelince IFA, CES, MWC gibi önemli fuarlara fiziksel olarak gidilebilir. Orada geleceği toplu olarak görebilme şansımız oluyor. Bakalım zaman bize bu anlamda da ışık olacaktır. Hep birlikte göreceğiz.

YAYINLAR YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR

Son bölümde de eve kapandığımız şu günlerde herkesin özellikle akşamları izlemeye başladığı canlı yayınlardan bahsedeyim. Biz de hem Allianz Motto Müzik kanalımızda hem de Tekno Safari ve Timur Akkurt YouTube kanallarımızda düzenli canlı yayınlarla takipçilerimizin karşısında çıkıyoruz. Herkes çok memnun bu durumdan. Nitelikli içerik üreticilerinin rahatlıkla yapabildiği canlı yayınlar yoğun ilgi görüyor. Niteliksiz içerik üreticileri zaten canlı yayın açamıyorlar. Neden? Çünkü söyleyebilecekleri hiçbir şey yok! Ondan onlar ortalarda yoklar. Abuk subuk hikaye paylaşımları dışında onları başka hiçbir yerde görememenin keyfini yaşıyoruz. Evde kalabilen evde kalsın. Çıkmaya mecbur olanlar kendini çok ama çok iyi korusun! Kendinize ve yakınlarınıza sahip çıkın, dikkat edin!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız