birgün

21° HAFİF YAĞMUR

RÖPORTAJ 04.03.2019 04:10

Psikolojik savaş veya psikolojik iç savaş

Psikolojik savaş nedir? Hasmın psikolojisini bozmaktır. Gerçi memlekette psikolojiyi bozmak için özel çabaya gerek yok, denebilir. TÜİK anketleri geçen hafta mutsuzluk psikolojisini açığa çıkarmıştı, bu hafta boşanmalardaki artışı sergiledi, gelecek hafta da kafayı yiyenlerdeki artışı ilan ederse şaşırmayız. AKP iktidar olduğundan bu yana tam teşekküllü bir psikolojik savaşa maruz kalmaktayız, bir nevi psikolojik savaş Niyazileriyiz. […]

Psikolojik savaş nedir? Hasmın psikolojisini bozmaktır.

Gerçi memlekette psikolojiyi bozmak için özel çabaya gerek yok, denebilir. TÜİK anketleri geçen hafta mutsuzluk psikolojisini açığa çıkarmıştı, bu hafta boşanmalardaki artışı sergiledi, gelecek hafta da kafayı yiyenlerdeki artışı ilan ederse şaşırmayız.

AKP iktidar olduğundan bu yana tam teşekküllü bir psikolojik savaşa maruz kalmaktayız, bir nevi psikolojik savaş Niyazileriyiz. Haber, tevatür, yorum kirlenmesiyle kafalar cacık halde; yine seçimlerden hükmen galip çıkma peşindeler ve psikoloji bozma savaşındalar. Bakın işte, muhalefeti topyekûn zillet- illet- düşman ilan ederek tam bir psikolojik ‘iç savaş’ yaşatıyorlar.

Geçenlerde Denizli’deki mitingde Erdoğan, “Hâlâ istediğimiz konsolidasyon sağlanmış değil. 31 Mart’ın önemini vatandaşa anlatmalıyız” derken, AKP ile MHP tabanlarının istenilen ölçüde birleşmediğine dair kaygısını açıkça dile getirmişti.

Kendi hedef kitlesini konsolide etmek, bir arada tutmak istiyorken kutuplaştırma daha da önem kazanıyor, karşı kutbu daha da düşmanlaştırıp hedef kitlesini de ikna etmek için korkutmaktan başka çaresi yok. Psikolojik savaş ile sadece hasmının psikolojisini bozmayı değil böylece kendi hedef kitlesinin psikolojisini bozmayı amaçlıyor. Zaten muhalefet kitlesine psikolojik savaş yetmeyince terörist muamelesi yapıp resmen bam güm girişiyor.

Psikolojik savaştan öte psikolojik iç savaş tarzı derken işte kendi hedef kitlesine yönelik olanı da kastediyorum: “Bakın biz gidersek elinizdekinden de olursunuz. Tanzim olun, konsolide olun ve mutlaka yine bizi iktidarda tutun.”

Kendi seçmenini neden korkutması lazım? Çünkü moral vererek, vaat ederek konsolide edebilmesi artık mümkün değil, çünkü moral verecek bir gerekçesi veya yalanı da kalmadı.

Kendi hedef kitlesine yönelik psikolojik iç savaş tarzıyla yine zihinleri felce uğratacak, bu amaçla dehşet ve korku salacaklar. Ve hatta bunun için Suriye savaşı çığırtkanlığı yetmediğinden (1 Kasım seçimleri öncesinde olduğu üzere) terörün her türlüsüne yine başvurmaktan geri kalmayabilirler.

Kadim çağlarda bile, maksada ulaşmak için psikolojik savaşa başvururlarmış. Mesela Moğollar bu işin erbabıymış: Cengiz Han miting yapıp katılımcıların sayılarını abartmayı henüz akıl edemediğinden, gece akınlarında at üstündeki her askerin eline üç meşale verirmiş ya da gündüzleri atların arkasına bağlattığı çalı çırpıyla öyle bir toz bulutu kaldırırmış ki, askerinin miktarı üç beş misli fazla görülürmüş. Birkaç gün önce Erzurum gibi bir yerde Erdoğan’ın miting alanı dolmamış. Konuşması sırasında, sadece sahnenin önünde kalabalık bir grup var, arka taraflar bomboş. Videolarda alenen görülüyor. Peki, yandaş medya ne yapıyor? Jimmy jib kamera teknolojisi ve özel lenslerle, miting alanını çok kalabalıkmış gibi gösteriyor!

Cengiz Han’ın torunlarından Timurlenk ise kuşattığı şehir surları üzerinden mancınıkla insan kellesi fırlattırırmış. Hayır, canım o kadar da değil! Şimdilik, miting kürsüsünden çay poşetleri fırlatmakla yetiniyorlar.

Kitlelerin gözünün içine bakarak yalan söyleyip “beka” diye diye felaket senaryoları anlatınca, mancınıkla kelle fırlatmaya ihtiyaç kalmıyordur.

Hedef seçmen kitlesi de felaket tellallarını dinliyor, gözleri fal taşı gibi açık.

Çünkü iktidarın hedef kitlesi için bu sezon vizyonda olan korku filmleri. Bunları her seyredenin psikolojisi bozuluyor.

TÜİK anketleri az bile söylüyor yani.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız