Sizin hiç babanız öldü mü?*
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Babanız öldü, son kez göremediniz, cenazesine bile gidemediniz.

Bu korku verici senaryo, mahpuslar için sık sık tekrarlanıyor. En son Murat Kaymaz’ın başına geldi.

Murat Kaymaz’ın babası uzun süredir hastanedeydi, durumu kötüleşti, yoğun bakıma kaldırıldı. Ailesi de hemen Murat’ın kaldığı hapishanenin idaresine, babanın yoğun bakıma kaldırıldığına dair evrakları gönderdi.

Murat da aynı gün dilekçe yazdı, babasını hastanede ziyaret edip vedalaşmak istediğini söyledi, bir günlüğüne hastaneye gitmek için izin istedi. Savcılığa yaptığı başvurusuna, babasının yattığı hastanedeki yoğun bakım doktorunun, babasının durumuna dair yazdığı raporu da ekledi.

Savcı, Murat’ın talebini reddetti, ona vedalaşma hakkını tanımadı. Ret gerekçesinde, “sağlık kurulu raporu yok” dedi. Oysa başvuruda doktor raporu vardı.

Murat Kaymaz’ın babası, 12 Eylül’de vefat etti.

Ailesi yine aynı gün ölüm evrakını hapishaneye gönderdi. Murat da hemen bir dilekçe yazdı, bu kez cenazeye gidebilmek için izin istedi.

Cenaze ertesi gündü. Savcılık ise Murat’ın dilekçesinden tam altı gün sonra cevap verdi. Üstelik bu cevabı da olumsuzdu.

Neden?

“Murat Kaymaz’ın terör suçundan hükümlü olması, taziye adresinin (Malatya, Arguvan) güvenli olmaması, taziye esnasında jandarmalara saldırı olasılığını yüksek olması…” gerekçeleriyle.

Yani savcı bütün felaket senaryolarını, herhangi bir kanıta dayanmadan sıralayarak Murat’ın cenazeye katılma hakkını da tanımadı.

(Bu arada savcı, ‘koskoca devletin’ bir mahpusu güven içinde cenazeye götürüp getiremeyeceğini söylemiş oldu.)

Neticede Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde mahpus olan Murat, ne babasıyla vedalaşabildi ne cenazesine gidebildi.

Bunları da bana yazdığı mektubunda anlattı.

Ama mektubu da “sakıncalı” bulundu, elime ulaşmadı.

Daha doğrusu hapishane idaresi önce mektubun “bazı kısımlarının sakıncalı bulunarak çıkarılmasına, sonra gönderilmesine” karar verdi. Ama aradan bir ay geçti, gelen giden yok.

Peki, ben bunları nereden mi biliyorum? Hapishane arkadaşı Yusuf Kenan Dinçer’in mektubundan. Onun mektubu da yazıldıktan günler sonra elime ulaştı.

Aynı hapishaneden bana gönderilen diğer mektuplar ise hiç ulaşmadı. Yaşadıklarını anlatma hakları da tanınmadı, yani.

Murat ise babasını bir daha hiç göremeyecek.

* Cemal Süreya’nın şiiri.