birgün

14° PARÇALI BULUTLU

DÜNYA 31.03.2020 00:21

Yaşlılar değil kapitalizm ölmeli

- Lombardiya’da 80 yaş üstü kişilerin tedavileri durduruldu, hasta sayısına yetişemeyen sağlık kuruluşları yaşlılara yoğun bakım hizmeti vermemeye başladı ve ölüme terk etti.

-Bologna’daki Sant’Orsola-Malpighi Hastanesi’nde çalışan yoğun bakım uzmanı Maria, önceden eştanısı bulunan 65 yaş ve üzeri kişilere tedavinin sonlandığını biliyorum. Bologna’da sınırımız 80 yaş ama yine de 65 ile 80 yaşlar arasında da eştanıları değerlendiriyoruz.

- Madrid’deki bir hastanede yoğun bakım ünitesinde görev yapan Gabriel Heras La Calle “solunum cihazları 65 yaş üstündekilerden alınıp gençlere veriliyor, insanların ölmesine izin vereceğimizi bilerek işe gidiyoruz” diyerek karşı karşıya kaldıkları durumu göz yaşlarıyla anlatıyor.

- Kaliforniya’da anne ve babası korona pozitif olan ve kendisi de korona virüsü semptomları gösteren 17 yaşındaki çocuk sağlık sigortası olmadığı için acile bile kabul edilmedi ve hayatını kaybetti.

- Strasburg ve Mulhause’un da aralarında olduğu Fransa’nın Almanya sınırındaki Alsace bölgesinde de yaşlılar yerine gençlere solunum cihazları verme sendromu yaşanıyor. Üstelik Strassburg’da 80 olan yaş sınırı Mulhause’da 75.

***

Küresel salgın günlerinde bu tarz dramatik, insanlık dışı hikâyelerden örnekler daha da uzatılabilir. Virüs kapitalist sistemin birikmiş tüm çelişkilerini açığa çıkarmakla kalmadı, acımasızlığını da ortaya serdi.

Salgın daha şimdiden büyük bir ahlaki, insani çöküşe yol açtı. Bir ömür boyunca çalıştırdığı insanları şimdi “işimize yaramıyorlar, sisteme yük oluyorlar” diye ölüme terk etmeye başladı.

Neoliberal kapitalist sistem insanlık sınavından çakarken, ortaya bu çeşit örneklerin saçılması kaçınılmaz. Kapitalist, neoliberal zihniyet net. Yaşlıları miadı dolmuş bir eşya gibi gören anlayışın tek geçer akçesi daha fazla kâr, daha fazla sömürü, daha fazla maddiyat.

***

Skylar Baker-Jordan Independent Türkçe’de yayımlanan “Teşekkürler Başkan dedemle büyükanneme sordum ekonominiz için ölmek istemiyorlar” başlıklı yazısında Amerika’daki bu bakışa isyan ediyor. “Büyükbabama ve büyükanneme, geç kapitalizm uğruna cephede ölüme sürülen asker muamelesi yapan bir ülkede yaşamak istemiyorum” diyen Baker-Jordan Trump ve Cumhuriyetçilerin yaşlıları hedef alan, kurban seçen zihniyetini bu sözlerle teşhir ediyor.

Jordan, Cumhuriyetçi Teksas Vali Vekili Dan Patrick’in bir tv programında “Kimse, yaşlı bir yurttaş olan bana ulaşıp, yaşlı bir yurttaş olarak ‘Hayatını tehlikeye atma pahasına çocukların ve torunların için tüm Amerika’nın sevdiği Amerika’yı korumak ister miydin?’ diye sormadı. Eğer karşılığı bu olacaksa ben tamamen hazırım. Dışarıda benim gibi birçok büyükanne ve büyükbaba var” sözlerine tepki gösteriyordu.

Dan Patrick ve Donald Trump, kalpsiz ve acımasız bir şey öneriyor. Onlar, zorla emekli edilecek ihtiyar yük katırları değil. Benim geç kapitalizm sunağında büyükannemle büyükbabamı feda etmeye hiç niyetim yok. Bu hastalıklı, kötücül ve yanlış bir bakış açısı diyerek her iki isme de çakıyordu.

***

Alman Etik Kurulu’nun (Deutscher Ethikrat) Cuma günü aldığı karar bu minvalde ders niteliğinde. Italya’da uygulanan, tıbbi imkânda yetersizlik durumunda yaşlıların geri bırakılabileceği ile ilgili etik yaklaşımı reddeden kurula göre insan onuru, herkesin temelde eşitliğini ve ayrımcılık yasağını beraberinde getirmektedir. Bu sebeple insan hayatı ile verilen kararlarda sadece cinsiyet veya etnik köken üzerinden yapılan değerlendirmeler değil aynı zamanda devletin hayatın sosyal değeri veya geriye kalan ömre dayanan sınıflandırmalar yapması da yasaklanmıştır. Egehan Ünlü’nün BirGün’de bugün çıkan çevirisinde kurula göre hastalar arasında tercih yapılmasının önüne geçilmeli. Kurul raporuna göre devletin insan hayatına değer biçmesi ve kurtarılacak insanlara dair sınıflandırmalar yapması yasaklanmıştır.

***

Bu çürümüş sistemin karakteridir, her krizde kendisine kurbanlar seçmek. Şimdikisi yaşlılar. Ancak sanılmasın ki bu iş sadece yaşlılarla sınırlı kalacak. Kriz derinleştikçe sistem yeni kurbanlar üretmeye devam edecek. Engelliler, çocuklar, kadınlar yavaş yavaş hedef alınmaya başlanacak. Evet, her şey sınıfsaldır.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız