birgün

22° PARÇALI AZ BULUTLU

SİYASET 29.06.2020 08:38

Zurnayı zırtlatan Z kuşağı

Zurna elbette Trump’tır.

Peki, CHP yönetiminin rol modelleri ‘Josef K’ diyebilir miyiz?

‘Josef K’, Franz Kafka’nın ünlü Dava romanının kahramanıdır. Josef K’ya şöyle demişlerdir: “Kuşkusuz tutuklusunuz, ancak bu durum işinize devam etmenizi engellemez. Gündelik yaşantınızı sürdürmenize kimse karışmayacak.” CHP yönetimi akla gelen her şeyle suçlanıyor, ama Josef K neyle suçlandığı bildirilmediği için önce bunu bir şaka sansa da, kısa sürede durumun ciddiyetini kavramıştır. Ancak ne mahkemeye çıkarılıyordur ne de savcılarla görüşebiliyordur. Çalıştığı bankada, kaldığı pansiyonda, gittiği yerlerde herkes, anlaşılmaz bir biçimde bu davadan haberdardır. Savunma gücü yoktur, bir hiçtir Josef K. Çaresizce cezasını beklemeye başlar. Sonunda Josef K, 31. yaş gününde odasından iki görevli tarafından alınır. Adamlara karşı koymayı aklından bile geçirmez, her istediklerini yapar. O adamlar tarafından bir taş ocağına götürülür. Biri gırtlağına yapışmıştır. Öteki de bıçağı yüreğine saplayıp iki kez çevirir. Gözlerinin feri sönerken Josef K, yanak yanağa vermiş iki adamın (yaa, 2 adamın!) yüzüne doğru eğilip çözülüşünü gözlediklerini görür. Kısacası Josef K, içinde bulunduğu durumu hiçbir zaman sorgulamamıştır, bu yüzden beklenen ve kaçınılmaz bir sonu kendisi hazırlamıştır! Suçlandığı zaman, huzura kavuşabilmek uğruna, kendisine biçilen cezaya hep bir meşruiyet arıyordur, kendisine biçilen cezaya bir suç bulmaya, kendisini suçlamaya çalışıyordur! Sesini çıkarmamıştır. Gözlerine bile bakmamıştır. Bir nesne yerine konulduğunun farkındadır, hatta bunu yeğliyordur.

Başka ne diyeyim ki? Kötülükler bakımından tarih hep tekrar ediyor mu diyeyim, yoksa madem her şey aynı, eski söylediklerimi mi tekrar edeyim? Mesela Ağustos 2014 seçimi sonrası yazdıklarımı: Sıradan insanın doğasında vardır, bir tehlikeyi geçiştirmek için iyimser olmak. Bu duygu ‘umut’tan çok farklı bir şeydir; bari teslim olayım da fazla ezilmeyeyim duygusudur. Bazen de zalimler arasında var olacağı farz edilen çekişmelerin filan eziyeti biraz azaltabileceği beklentisidir. Türkiye bir açık hava hapishanesidir ve cezaevi dışındaki muhalifler de aslında birer tutukludur ama onların bazıları gündelik yaşantılarına Josef K gibi devam etmektedirler. Yalan mı? Üstelik pat diye neyle suçlanacaklarını bilemeden ve her an cezalandırılabileceklerini hissederek ‘yaşamaya’ mahkûmdurlar.

Başta CHP yöneticileri, insanlarımızın bir kısmı kendi elleriyle “kafkaesk bir atmosfer” yarattılar, gerçek ile kâbusun birbirine karışıp ayırt edilemediği bir anlam ve mantık yüklediler olup bitene. Bildik sebep-sonuç illiyetinin çöktüğü, her an her şeyin herkesin başına gelebileceği, üstüne üstlük toplumun önemli bir kesiminin asla bu tür garabetleri sorgulamadığı karanlık günlerdir, şu zulüm günleri. Çünkü yine toplumun önemli bir kesimine şu dayatılmaktadır: Başlarına gelenler ne denli saçma olursa olsun, değiştiremiyorlarsa kabulleneceklerdir! Çünkü aynı kesimler bu saçmalığı ‘normalleşme’ gelecek diye benimseyip mevcut rejimle şu ya da bu düzlemde uzlaşmayı tercih edebilmektedir.

Şeriat denilen şey, artık alenen “Selamünaleyküm ben geldim” diyebilmekteyken, sağcılıkla bu düzlemde uzlaşma arayışındaki CHP yönetimi de, “Aaleykümselaaam” temennası çekme kıvamında değil mi? Çünkü sağ seçmenden oy almak lazım civanım!

Evet, bir yanda Josef K olmaya direnen Barolar, bir yanda CHP yönetimi. Tabii işin en hazin ve belki de en tehlikeli yanı çarelerin CHP ve onun yöneticileri üzerine bina edilmesi. Yani hep CHP bir şeyler yapsa da kurtulsak beklentisi. CHP ile de olmuyor CHP’siz de olmuyor! Demek ki CHP yöneticilerine kulak asmayıp ama yine CHP’lilerle birlikte Josef K olmaya itiraz edebilmektir, asıl çaremiz.

Haaa, öteki çaremiz de zurnaya zırt dedirten Z kuşağıdır!

BBC haberine göre Z kuşağı sadece Türkiye’de değil, ABD’de de Trump’ın seçim mitingini, sosyal medya platformu TikTok’u kullanarak ‘trollemeleriyle’ gündeme geldi. Miting tamamı dolacak sanılan 19 bin kişilik salonun sadece üçte birinin dolmasıyla haberlere konu oldu. Sebebi de Z kuşağındakilerin mitinge gitmeyecekleri halde topluca bilet almış olmalarıydı!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız