birgün

5° AÇIK

DÜNYA 09.11.2020 08:08
author

Almanların kader günü: 9 Kasım

Almanya tarihinde ‘9 Kasım’ın çok özel bir yeri var. Demokrasi ve birlik açısından bir çok önemli olayın ‘9 Kasım’a tekabül etmesi nedeniyle bu tarih ‘Almanların kader günü’ olarak tanımlanıyor.

Almanların kader günü: 9 Kasım

Örneğin II. Dünya Savaşı’ndan sonraki bölünmüşlüğün simgesi olan Berlin Duvarı’nın yıkılması bir 9 Kasım’da gerçekleşmişti.

9 Kasım 1989’da sosyalist DDR (Doğu Almanya Cumhuriyeti) ve kapitalist BRD (Fedaral Almanya Cumhuriyeti) arasındaki sınırlar açılmış ve Batı Berlin’i kuşatan duvar yüzbinlerce Alman tarafından aşılmıştı. Bunu takip eden süreçte de DDR fiilen ortadan kalkmış ve BRD’ye bağlanmış, böylece yeni bir „Alman Birliği“ gerçekleşmişti.

‘Berlin Duvarı’nın yıkıldığı gün olarak tarihe geçen 9 Kasım’ın resmen ‘Birlik Bayramı’ olarak kutlanması düşünülmüştü. Ancak daha önceki dönemlerde böyle bir ‘kutlamaya yakışmayacak’ birçok utanç verici olayın da bu tarihe denk gelmesi nedeniyle bu tartışma çok kısa sürmüş, ‘Birlik Günü’ (Tag der Deutschen Einheit) olarak DDR’in resmen sona erip, BRD’ye katıldığı 3 Ekim 1990 tarihinde karar kılınmıştı.

İLK KIVILCIM 1848’DE

Almanya’da her yıl 9 Kasım’da gündeme gelen, gerçek demokratların, demokrasi ve insan hakları mücadelesi açısından ağır dersler içerdikleri için mutlaka hatırlanması gerektiğini savunduğu olaylardan bir bölümü şunlar:

9 Kasım 1848: Demokrasi mücadelesinin liderlerinden Robert Blum’un kurşuna dizildiği bu tarih, Almanya’daki ilk demokratik devrim sürecinin yenilgisinin başlangıç tarihi olarak kabul ediliyor. Önce Fransa’da başlayan ve daha sonra birçok Avrupa ülkesine yayılan demokratik devrim hareketleri Almanya’ya da sirayet etmiş, Frankfurt’ta toplanan meclis, parlamenter demokrasiye dayanan ilk anayasayı kabul etmişti. Demokratik özgürlükler, işçiler ve köylüler için sosyal güvenceler, tüm Almanlar için birlik ve bağımsızlık talepleriyle ilerleyen devrimci hareket gerici güçlerin direnişiyle karşılaştı. Son sözleri ‘Özgürlük için ölüyorum!’ olan Blum’un karşı devrimciler tarafından idamı, demokrasi mücadelesinin yenilgisinin sembolü olarak tarihe geçti.

9 Kasım 1918: Almanya’nın savaşı kaybedeceği 1918 sonbaharında belli olmuştu. Dönemin başbakanı, 9 Kasım 1918’de savaşın ve yenilginin sorumlusu görülen II’nci Wilhelm’in imparatorluktan feragat ettiğini ilan etti. Ardından olaylar hızla gelişti. Aynı gün sosyal demokrat liderlerden Scheidemann, parlamento (Reichstag) balkonundan ‘cumhuriyet’i ilan etti. Bundan birkaç saat sonra sosyalist liderlerden Liebknecht de Berlin Sarayı’nda „işçi -köylü -asker konseyleri cumhuriyeti“nin kuruluşunu duyurdu. Böylece ‘Kasım Devrimi’ süreci başladı. ‘Almanya Özgür Sosyalist Cumhuriyeti’, birkaç ay sonra yenilgiye uğradı, liderleri Liebknecht ve Luxemburg askerler tarafından katledildi. Sosyal demokratların ilan ettiği ‘Weimar Cumhuriyeti’ ise 1933’de nazilerin iktidarına kadar çok partili anayasal sistem olarak yaşadı.

9 Kasım 1923: Weimar Cumhuriyeti’nin ilk yılları ülkenin bir bölümündeki Fransız işgali, enflasyon ve ülkenin çeşitli bölgelerindeki ayaklanmalardan kaynaklanan ağır ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıyaydı. Hitler, savaştan sonra döndüğü Münih’te milliyetçi parti NSDAP’ye girmiş ve kısa sürede liderliğini ele geçirmişti. Münih’ten Berlin’e yürüyerek iktidarı ele geçirmek üzere bir darbeye kalkıştı. Ancak başında eski onbaşı Hitler ve I. Dünya Savaşı’nın „parlak“ generallerinden Ludendorf’un bulunduğu girişim polis tarafından bastırıldı. Hitler, aldığı 5 yıllık hapis cezasının sadece 9 ayını yattı ve bu süreyi de kitabı „Kavgam“ı dikte ederek, değerlendirdi. Bundan on yıl sonra da iktidara gelen Hitler, her yıl 9 Kasım’ın darbe girişiminde ölen nazileri anma günü olarak kutlattı. Bu kutlamaların ilki, 8 Kasım 1933’te darbenin başlatıldığı birahanede gerçekleştirilmiş, Hitler burada kendisine yönelik bombalı saldırıyı kıl payı atlatmıştı.

EN KARANLIK GECE

almanlarin-kader-gunu-9-kasim-802726-1.
9 Kasım 1938 Kristal Gece

9 Kasım 1938: Nazilerin milis güçleri SA’lar ve SS’ler, 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece tüm Almanya’da Yahudilere, o zamana kadar yaşananların en ağır saldırıları gerçekleştirdiler. Binlerce ev, işyeri, sinagog, mezarlık yağmalandı, yakıldı, yıkıldı. Yüzlerce Yahudi dövülerek öldürüldü, sakat bırakıldı, kadınlara tecavüz edildi. Gece boyunca sokaklar yağmalanan ev, işyeri ve sinagogların kırılıp, tuzla buz olan ve gece ay ışığında ‘kristal’ görüntüsü veren camlarıyla dolmuştu. Bu nedenle de ‘kristal gece’ (Kristalnacht) olarak tarihe geçti. Takip eden günlerde binlerce Yahudi tutuklanarak, toplama kamplarına kapatıldı, mallarına mülklerine el koyuldu.

Saldırıların gerekçesi Paris’teki bir Alman diplomata yönelik suikast girişimi olarak gösterilmişti, ancak bütün bunlar Hitler’in iktidara gelmesiyle başlayan sistematik baskı ve yoketme politikalarının sonucuydu. Böylece birkaç yıl sonra milyonlarca Yahudi’nin katledildiği soykırım süreci gerçekten başlamış oldu.

Başka olaylar da var.

Bunlardan biri Hamburg Üniversitesi’nde solcu öğrencilerin 9 Kasım 1967’deki protesto eylemi. Rektörlük töreninde açılan pankartta yer alan ‘Cübbeler aşağıya! 1000 yıllık küf!’ sloganı, daha sonra ‘68 hareketi’ adını alan dönemin sembolü olmuştu.

Her defasında önemli siyasal dönüşümleri başlatan bu olaylar nedeniyle 9 Kasım bir ‘kader günü’ olmayı gerçekten hakediyor.

Tam da bu özelliklerinden dolayı asıl ‘birlik günü’nün 9 Kasım olması gerektiğini düşünenler de var. Her defasında geçmişi birçok dersler içeren yönleriyle ele alma şansı verdiği, geçmişte yapılan hataları yeniden değerlendirmek için – tabii buna niyeti olanlar için geçerli bu - vesile olacağı için.

Bir tarafın diğeri üzerindeki ‘zaferi’nin kutlandığı şimdiki ‘birlik bayramı’nın uzun vadede özlenen birliği getirmeyeceğini düşünüyorlar.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız