birgün

21° AZ BULUTLU

author

Altıok Ödülü…

YAŞAM 07.04.2022 04:00
Abone Ol google-news

Metin Altıok Şiir ödülümüzü vermeye başlayalı 15 yıl doldu. Her yıl aynı heyecan, her yıl yeniden başka heyecan.

Ödülümüzün benim için en önemli yönü babamı sadece acı kaderiyle, bizlerden vahşice koparılışıyla değil şiirleriyle, kimliğiyle yaşatmak ve genç nesillere, geleceğe tanıtabilmek. Bu nedenle, öyle titizlenerek eleştirmen, yayıncı, akademisyen ve şairlerden oluşan bir jüri oluşturduk. Yönetmeliğimizi ve jürimizi sevgili annem Füsun Akatlı ile birlikte hazırladık. Yıllar içinde önce canım annemi, sona jürimizin çok değerli üyelerinden Talat Sait Halman’ı, aynı zamanda ödülün sahiplerinden Gülten Akın’ı, Enver Ercan’ı, Ülkü Tamer’i ve geçtiğimiz ay da Salih Bolat’ı yitirdik. 2010’da ödülümüzü alan sevgili Hulki Aktunç’u da özlemle anıyorum.


***

Bu 15 yıl içinde elini omuzumdan eksik etmeyen, bu ülkenin geleceği için sorumlulukla şairi unutturmamak için el veren dostlarım törenlerimize değer kattılar. Can arkadaşım Fazıl Say her yıl bizzat ilgilendi süreçle. Törenimiz için Metin Altıok, Behçet Aysan, Aziz Nesin şiirleriye SES adlı bir oda operası besteledi. Pek çok kez sahne aldı. Orhan Alkaya Metin Altıok’un bilinmeyen yönlerinden birinin can bulmasını sağladı. Oyunlar da yazmıştı babam. Onun 1963 yılında yazdığı Duygusuz Yenilgi adlı tiyatro oyunu 2013’te ilk kez sahnelendi. Nevzat Karakış Metin Altıok şiirlerinde yer bulan, kimi zaman bir alıntı kimi zaman bir göndermeyle esin veren, izdüşüren, duygu olan türküler izleğinde dolaştırdı bizleri. Enver Aysever yine bizim için Şair Kimsesiz Bir Mektuptur adlı müzikli bir gösteri sahneledi. Dolu dolu bir 15 yılı geride bıraktık. Yitirdiğimiz sanatçılarımızdan Cüneyt Türel ve Yaşar Kemal’in; Zülfü Livaneli, Çiğdem Erken, Sezen Aksu, Demet Sağıroğlu, Güvenç Dağüstün gibi adını saymakla bitiremeyeceğim dost olmasaydı yapamazdık. Kırmızı Kedi Yayınevi ile birlikte Metin Altıok’u yaşatmayı, şiirle ve sanatla okurları buluşturmayı sürdüreceğiz.

***

Şairlerini yakan ülkemiz bugün aydınlarına, devrimcilerine zulmetmeyi sürdürüyor. Bu yıl ödülümüzün sahibi 22 yaşından beri tutsak koca bir ömrünü ve özgürlüğü dört duvar arasında şiirine dokumuş bir şair; İlhan Sami Çomak. Aynı zamanda 90’larda babamın Bingöl Lisesi’nde öğrencisi olmuş. Ne tuhaf bir acı izleği var ülkemizin. Öğretmenden öğrenciye aktarılan bilgi değil de adaletsizlik. İşte bugün Metin Altıok sözüyle, şiiriyle, dünyaya bakışıyla yaşıyor hâlâ ve öğrenciye aktarılan iyilik, güzellik de cezaevinde filizleniyor… İşte bize umudu diri tutmak için bir sebep.

Metin Altıok "Bir kırık yürek var, terazinin bu kefesinde. Hadi kuşlar kondur diğerine… " diyordu dizelerinde. Bu yıl bir sürpriz yaptı ve adeta törene kendi de katıldı. Yıllar sonra arşiv taraması yaparken bir kitap arasından 47 yaşında yani öldürülmeden 5 yıl önce kendini anlattığı bir yazı düştü kucağıma. ‘Ben Metin Altıok’ diye başlayan bir mektup sanki bu metin. Altına imzasını atmış. Sahnede kız kardeşi Meral Altıok Odabaşoğlu seslendirdi. Yazı şöyle bitiyor:

“Evet, ben binlerce tele-kız’ın namsunun kefili, kan tutmuş divanesi sınır boylarının, ağzında gözyaşı tadı duyan bir garip kişi: sözün güzelliğiyledir ancak benim bu sancılı yaşamam. Bir ağ örerim usul usul boşluğa, ardarda getirip seçilmiş sözcükleri, bir örümceğin o müthiş sabrıyla. Geçer ortasına beklerim, ay takılsın diye bir gece ansızın ağıma. Bunca yokluk, bunca acı içinde bu dünyaya başka türlü katlanamam. Bir kız çocuğu büyütürüm düşlerimde, uzun kara saçlarına kuşlar konan. Ben uyurken buzdan döşeğimde bir başına sevinçle papatyalar toplayan.”

***

Törende Kadıköy Belediye Başkanımız Şerdil Dara Odabaşı ve Kırmızı Kedi Yayınevi yanı sıra sahnede müziğiyle değer katan sevgili Tuna Kiremitçi’ye; ona eşlik eden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası keman sanatçısı ve aynı zamanda Metin Altıok’un yeğeni olan Elif Nayman’a; bizi yalnız bırakmayan izleyicilerimize saçlarıma kondukları, acıma da sevincime de ortak oldukları için teşekkür ettim. İzmir’e doğru dönüş yoluna çıktığımızda bahar yol boyunca her köşeden kendini hissettirdi. Ağaçlarda rengârenk baharlar açmıştı. Babamın düşlerinde benim başıma konan kuşlar İlhan’ın ‘kalbine düğümledikleri kanatlanmış kuş’la akrabadır. İlhan 28 bahardır tutsak, bizlerse özgürlükte acının, haksızlıkların tutsağıyız. Baharımız birdir, kuşlar göğümüzde ve göğsümüzde havalanır bizim. Size bu kez madenlere feda edilen zeytinlerden, para için beton dökülen kıyılardan, köprüler için canına kıyılan kuşlardan söz etmeyeceğim. Hepsini değiştirmek için ihtiyacımız olan şairin direnciyle, şiirle gelen umutla sesleneceğim. İlhan Çomak’ın dizeleriyle bitireceğim:

“Kaybettiklerimi sıraladım denizler doldu
Kumlar doldu dağ başında yalnızlık doldu
Ve ben çok yoğunum anlatmaktan hederim
Üşüyorum. Burası haziran olsun!
Çünkü ateşlere çok var
Çiçekler çok güzel. Birden
Ormanları düşündüm. Susadığımı ayrımsadım.
Bu şehir tutup beni öpsün!”


Sevgili İlhan, “Güneşin erişmediği yerlere adını yerleştir, Adını anmayan yerlere lanet olsun” Onlara inat kavuşacağız ve terazini diğer kefesine kuşlar kondurmayı birlikte sürdüreceğiz. Bu da sana sözüm olsun.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun