birgün

12° PARÇALI BULUTLU

SPOR 08.11.2020 22:40

Filmin tekrarı haftaya

Galatasaray, şampiyonluk yarışındaki rakiplerinin puan kaybettikleri haftada, 3 puan alırken, maçın sonunda yine kronik sorunlarla boğuştu.

Filmin tekrarı haftaya

Önceki haftalarla karşılaştırılamayacak kadar iyi bir ilk yarı oynadı Galatasaray. Hatta şöyle diyeyim, sarı-kırmızılılar, tesadüftür, en son geçtiğimiz sezon 2-2 biten Sivasspor deplasmanının ilk yarısında bu kadar iyi oynamıştı ki o günden beri form grafiği sürekli aşağı doğruydu. Bunun en önemli sebeplerinden birisi Babel’in oyun karakteri sebebi ile Galatasaray’ın oyunu daraltıp genişletme imkanı bulmasıydı. Elinizde vasatın biraz üstü oynayan bir sahte 9 olduğunda orta sahanızı zaman zaman 6 kişiye çekebiliyor, onun peşinden sürüklediği savunma hattının sol ve sağ tarafına derin toplar atabiliyorsunuz. Emre Taşdemir ve zaman zaman sola deplase olan Emre Kılınç bunu birkaç kez denediler. Özellikle Emre Kılınç’ın ilk yarıda düşük bütçeli Kevin de Bruyne gibi oynadığını belirtmek lazım. Gerek rakip sahanın orta bölümünde yaptığı çok önemli pas ve hamle başarıları, gerek gol pozisyonundaki ısrarı, gerekse de sürekli, tabir-i caizse, olay yerinde olması, Galatasaray’ın ceza sahasına topu taşıdığı her atakta umutlanmasını sağladı.

İkinci yarı ise, özellikle 65. dakikadan sonra Terim’in takımının fabrika ayarlarına döndüğünü gördük. O sırada ekran başındaki taraftarların tümü, skorun 2-1’e gelmesi halinde maçın sonunun çok zor geleceğini ve oldukça rahat geçecek bir maçın kabusa dönebileceğini biliyordu. Galatasaray’ın 2 farklı önde götürdüğü maçta dahi kaybolup gitmesi ve maçı bir türlü elinde tutamaması artık Roland Emmerich imzalı felaket filmlerinden farksız. Senaryo belli, ayrıntılar belli, karakterler kartonvari ve sonuç belli. Büyük bütçeler belirleniyor, transferler yapılıyor, ancak ortaya çıkan ürün hep aynı, izlemek için ekran başına geçtiğinizde ya da izlerken neler olacağını biliyorsunuz, ama yine de izliyorsunuz, ve tahmin ettiğiniz şeyler yine de oluyor. Dolayısıyla bu maçın ilk yarısının verdiği umut, ikinci yarıdaki tabloya bakarak kolayca unutulabilir.

Fatih Terim’in bir süredir eleştirilen oyuncu değişikliklerinde gecikme ve seçim problemleri bir arada. Hoca, yenilen golün ardından 3 panik oyuncu değişikliği yapmak yerine, oyunun kontrolü tamamen elden gitmişken 5’er dakika arayla yapabilir bu değişikliği. Kendi takımının ahengini veya ritmini bozma gibi bir tehlike yok, zira Galatasaray bu tür durumlarda çoktan oyundan düşmüş oluyor, dolayısıyla en azından düşerken rakibiniz de yanınızda götürebilirsiniz, oyunu soğutarak. Ancak gol sonrası 3 ani oyuncu değişikliği, hastalığı bir süreliğine dindirip bununla beraber bağışıklık sistemine zarar veren antibiyotikler gibi. Zaten bu panik havasıyla saha içinde kalan oyuncu grubuna da pek iyi sinyaller vermiyorsunuz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız