birgün

21° AÇIK

Gezi hafifletir

KÜLTÜR SANAT 06.05.2022 06:30
Abone Ol google-news

Evin yükünden kurtulup açık havada gezintiye çıktığında kendini hafiflemiş hissetmeyen var mı? Yük denince kadınların sırtına yüklenen, temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocukların bakımı gibi ev işleri aklınıza gelmesin sadece. Ev, o kadar yüklüdür ki görünenler, sadece yüzeye çıkmış küçük bir kısımdır, kökleri derindedir. Ev, zaman akıp giderken sadece anılarımızı biriktirdiğimiz bir kutu değildir. İktidar da evde birikir. Her köşesi binlerce yıldan beri yerleşik hayatın yerleşik değerleriyle kirletilmiştir. Ne kadar temizlerseniz temizleyin iktidarın kirinden arındıramazsınız evi. Temizlik takıntısı olanların durmadan evin yüzeylerini temizleme istediği, bedenlerini sürekli kirli hissetmelerindendir; oysa kir yüzeyde değil, ruhların derinliklerine işlemiştir. Eril bir plana göre tasarlanmış yerleşiklerin evi, bedenleri baskıyla, boyun eğdirmeyle, sömürüyle, taciz ve tecavüzle, şiddetle, namus cinayetleriyle kirletmiştir. Ev toplumun en küçük birimidir. Ve bu birimde gerontokrasiye, otoriteye körü körüne boyun eğen bedenler üretilir. Ev, hammadde olarak bedenin işlenip tüketilebilir bir mamul haline getirildiği bir üretimhane.

***

Evi terk etmek kolay değil. Peşinizden gelir ve tam “kurtuldum!” dediğiniz an, karşınıza dikiliverir. Alice de hangi yolu denerse denesin, bir türlü evden uzaklaşmayı başaramaz: “Böyle yol kesen bir ev daha görmedim! Hiç!” (Carroll, Aynanın İçinden, Can). Pes etmez, yeniden dener ve sonunda evden uzaklaşmayı başarır. Kıyısında papatyaların, ortasında söğüt ağacının olduğu geniş bir çiçek yatağına ulaşır. Ve burada, çiçeklerin konuşabildiğini ilk kez öğrenir: “Pekâlâ konuşabiliriz, konuşmaya değer biri çıkarsa tabii.” Evin çitleri arasında, zorbanın yasalarına boyun eğen, tüketilebilir dilsiz bir mamul hâline getirilen sadece insan bedeni değildir, doğanın diğer bedenleri de olmadık biçimlere sokulup dilsizleştirilir. Bir beden, ancak evi terk ettiğinde konuşabilir ve dışarıda başka bedenlerin de konuşabildiğini fark edince şaşırabilir. “Nasıl oluyor da hepiniz bu kadar güzel konuşabiliyorsunuz? Daha önce bir sürü bahçede bulundum, ama çiçeklerin hiçbiri konuşamıyordu” diye sorar Alice. Pars-zambağı yanıt verir: “Bahçelerin çoğunda yatakları çok yumuşak yaparlar, çiçekler de sürekli uyur.” Daha önce bir araya gelemeyen suskun bedenler, evin yumuşak yatağını terk edince dilleri çözülmüş ve Gezi’nin sert zemininde farklılıklarına rağmen birbirleriyle konuşabileceklerini keşfetmişlerdir. Konuştukça yüklerinden kurtulup hafiflediler. Farklılıkların bir arada yaşayabildiği bir hayat yaratılmıştı.

***

Gezi bizim sözlüğümüzde, mevcut gerçekliğe rağmen yaşam sevinciyle hafifleyip yüzeye çıkabilen bedenlerin, birbirlerine dokunarak yüzeyde gündelik hayatı birlikte dokumaları demek. Mevcut gerçeklik, kokuşmuş durgun bir su birikintisi; iktidarın ruhban sınıfı, medyası, yargısı, ekonomisi, kolluk kuvvetleri tarafından özenle tasarlanmıştır. Durgun gerçeklikte kederle yüklenen bedenlerin hızla dibe çöküp dipte birikmeleri beklenir. Ve dipte biriken bedenler parçalanıp inorganik parçalarına ayrıştıkça toplum daha fazla kokuşur. Despotun tasarladığı bir evrende kederli bedenler evlerde çürümeye terk edilir. Evi terk edip açık havada gezintiye çıkmak, mevcut gerçekliği terk etmek demektir ve ev halkı, açık havada doğanın bedenleriyle, çiçeklerle, ağaçlarla, hayvanlarla konuşurken buldular kendilerini. O yüzden Gezi, mevcut gerçeklikten kopuk bir fantezidir. Fantezinin günümüzdeki olumsuz tınısı yenidir. Başlangıçta imgelem ve fantezi aynı zihinsel işlemin ayrılmaz evreleriydi.

İmgelem şeyleri akılda tutan, fantezi ise akılda tutulan şeyleri işleyip imgeler üreten zihinsel yetiler olarak tanımlanıyordu. 19. ve 20. yüzyılda fantezi gerçekdışı olanın alanına devredilirken imgelem, “hayal gücü iktidara!” sloganıyla iktidara taşınmak istenir. İmgelem ancak fanteziden ayrıldığında iktidarın mevcut gerçekliğine eklemlenebilir. İktidarın imgelemi at ve insanı akılda tutarken, Gezi’nin fantezisi atı ve insanı birleştirir, Kentauros’lar üretir. İktidar atı ve insanı kederle yükleyerek ayrı ayrı dibe çökmelerinin hayalini kurarken, Gezi parçaları birleştirerek kudretli ve hafif bedenler üretir. Açık hava sağlığınıza iyi gelecektir.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol