birgün

13° PARÇALI BULUTLU

İmgeler öldürülebilir!

KÜLTÜR SANAT 29.07.2022 06:30
Abone Ol google-news

İklim küresel olarak değiştiğinden beri yağışların niteliği de değişti. Kente gece gündüz aralıksız imge yağıyor. İmge sağanakları o kadar kuvvetli ki içimiz dışımız imge oldu, paçalarımızdan imgeler akıyor. Atomcu filozoflara göre düşünce, imgeler vücuda isabet edince gerçekleşir. O yüzden demek ki kafamızın içinin gereksiz şeylerle dolu olması ve boşaltmaya asla fırsat bulamamamız. İmgelerden korunalım diyoruz ama ne mümkün? Sadece gökyüzünden dökülselerdi, şemsiye belki işe yarayabilirdi, fakat her yönden geliyorlar. Yağmur geçirmeyen giysiler bile bir işe yaramadı; imgeler tüm yüzeyleri delip geçebiliyor, kevgire döndük. İmgeler isabet etmesin diye evden çıkmamaya karar verdik ama bu da çözüm olmadı. İmgeler her yerde, televizyonu açtığınızda ekrandan imge fışkırıyor, akıllı telefonlara dokunsanız hakeza imgelerle anında delik deşik olursunuz. Gözlerimizi kapatıp kurtulalım diyoruz, kapattığınız an gözlerinizin önünde imgeler uçuşmaya başlıyor. Uykuya dalmak da kurtuluş değil, rüyalarınıza giriyorlar. Belki farkında değilsiniz ama rüyalarınıza ürün yerleştirdiler. Velhasıl imgelerden kurtulmak mümkün değil.

***

Atomcu filozofların yaşadığı zamanlarda imgeler, evrenin imgeleriydi. Filozoflar evrenin imgeleri vücutlarına isabet etsin de düşünce üretebilsinler diye eminim çok çaba harcamışlardır. İmgelere yakalanmak için zamanlarının çoğunu açık havada geçirdiklerini ya da yaklaşmakta olan bir imgenin isabet etmesi için önüne atladıklarını hayal edebiliyorum. 19. yüzyılda kent aylağı flanör, imgeleri yakalayabilmek için peşlerinden koşardı. Birden iklim değişti ve imgeler kurşun gibi üzerimize yağmaya başladı; imgelerden kaçabilmek için Matrix’in meşhur sahnesindeki Neo’yu defalarca izlemeniz gerekir. Zira artık imge vücudunuza isabet ettiğinde öldürebilir. Vücuduna imge isabet ettiği için beyin ölümü gerçekleşenlerin sayısının gün geçtikçe arttığını sosyal medyada görmüşsünüzdür. Sadece bireylerde değil, köyler, kasabalar ve kentlerde de beyin ölümlerine yol açıyor. İki binli yılların başında Cumalıkızık’ı ziyaret ettiğimde köyün belleğinin o dönem çok tutulan TV dizisi Kınalı Kar imgeleriyle öldürüldüğüne tanık olmuştum. Film setine dönüşmesiyle birlikte köyün tarihi mekânlarını dizinin imgeleri ele geçirmiş ve yedi yüz yıllık geçmişi olan köyün hızla beyin ölümü gerçekleşmişti. Bugün bu durum sıradan bir vakaya dönüştü artık. İmgelerin kendi hayatları var. Beyinlerini öldürdükten sonra bedenlere yerleşirler ve bedenler, imgelerin hayatını yaşamaya başlar.

***

Oysa bir zamanlar imgelere biz hayat verirdik. O zamanlar hayat şimdi olduğu gibi kompartımanlara ayrılmamıştı henüz. Yeryüzüne gömülüydük ve yeryüzünün şeylerini zihnimizde birleştirip olmadık hayaller kurabilirdik. Şimdi herkes kendi kompartımanında yaşıyor; kompartımanlar imgelerin av sahası. İmgeler isabet ettiğinde artık hayal kuran bedenler değildir; aksine bedenlerdir, imgelerin hayallerini geçekleştirenler. Şimdi hayallerimiz yeryüzüne ihanet ediyor. Oysa imgelerimiz asla yeryüzüne ihanet etmezdi; hayalleri yeryüzünün hayalleriydi çünkü. İşin tuhafı, hâlâ kendi hayallerinin peşinden koştuklarını sananlar var ve giderek çoğalıyorlar da. Hayaller sizin değil, kapitalizmin hayalleri; kapitalizmin hayali, her şeyi paraya çevirmek, bedenlerinizi bile; iliklerine dek sömürmek için. İmgelerin isabet ettiği bedenler kendi yıkımlarının hayalini kurduğundan beridir, kapitalizmin yeryüzünde yıkımlar gerçekleştirmesi. Oysa bizim hayallerimiz yeryüzüne eklemlenir ve birlikte güçlenirdik. Üzerimize kurşun gibi imge yağıyor, isabet etmemeleri mümkün değil. Her geçen gün beyin ölümleri katlanarak artıyor.

Kapitalizm yeryüzünün birbirine kenetlenmiş bedenleri arasında açtığı boşluklara yerleşerek var edebilir kendini. Tıpkı Mona Lisa çalındığında duvardaki yerinin boş kalması gibi, yeryüzünü bizden çalarak aramızda boşluklar oluşturdu. İmgeler, kompartımanlaşmış bedenler arasındaki boşluklarda üretilir. Louvre’un duvarındaki boşluğu görmeye gelen kalabalıklar dışarı çıktıklarında Mona Lisa’nın imgeleri her yerdeydi; haber filmlerinde, çikolata kutuları üzerinde, panolarda. Hayatımız çalındı ve kapitalizm imgeleri şimdi her yerde. Aman dikkat! Beyin ölümünüz gerçekleşebilir.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol