birgün

24° PARÇALI AZ BULUTLU

SPOR 20.04.2020 09:07

Lanetlenmiş futbol

Futbol sahaları batıl inançların da mabetleri. Karşınızda ‘lanetlenmiş’ futbol takımlarının hikâyesi

Lanetlenmiş futbol

Yıl 1937… Vasco da Gama, yağmurlu bir gecede, zayıf rakibi Andarai ile oynayacağı maça giderken yolda kaza geçirmiş, maça geç kalmıştır. Sağanak yağmur altında rakip takımı sahada yarım saatten fazla bekleyen Andarai, Vasco’nun hükmen mağlup ilan edilmesini talep eder. Ancak bu istek kabul görmez ve geç başlayan maçı ilk yarıda 5 gol atan Vasco 12-0 kazanır. Bu ağır yenilgiye çok kızan Andarai’nın kulübedeki futbolcusu Arubinha, yağmurlu bir Aralık akşamında Vasco da Gama’nın, “Sao Januario” sahasına bir kurbağa gömer ve lanetini haykırır: “If there is a God in heaven, Vasco must go without a Championship for 12 years!” (Eğer gökyüzünde gerçekten bir Tanrı varsa, Vasco Da Gama 12 sene boyunca şampiyonluk yüzü görmesin!)

O günden sonra uzun zaman şampiyonluğa hasret kalır Vasco Da Gama. İnanışa göre, o maçta attıkları her gol onlara bir senelik lanet getirmiştir. Brezilya’da halk arasında, yağmurun bekçisi, kötülüğün ulağı olarak bilinen kurbağanın laneti! Takım 1943 ve 1944 senelerinde ülke futbolunun en iyi futbolcularına sahip olmasına rağmen şampiyon olmayı başaramaz. 1943 senesinde şampiyonluk kupasını son maçta Flamengo’ya 6-2 yenilerek kaybeder. Arubinha’nin lanetinden kurtulmak için her yolu denerler ama kurtulmak mümkün olmaz. Hatta büyüyü çözebileceğini söyleyen takımın eski bir futbolcusu günlerce sahada kurbağayı arar ama bulamaz. 1944 senesinde, takımın yöneticileri ve taraftarları, bu kez traktörlerle sahayı delik deşik ederek lanetli kurbağayı aramaya devam ederler, ama nafile…

GUTTMANN'IN HİKÂYESİlanetlenmis-futbol-719472-1.

1945 senesinde, 1934 senesindeki şampiyonluklarının üzerinden 11 sene sonra Vasco Da Gama, Rio şampiyonluk kupasını kazanırken genel inanış Tanrı’nın cezalarının bir senesini affettiği yönündedir. (Kaynak – Gölgede ve Güneşte futbol – Eduardo Galeano).

Sene 1962… Benfica takımının Macar teknik direktörü Béla Guttmann, o sene takımıyla Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasını kazanmıştır. Takımın iki sene arka arkaya kazandığı bu büyük kupada en büyük pay sahibi olduğuna inanan Guttmann yönetimden maaşına zam yapılmasını talep eder, ancak olumsuz yanıt alır. Bu duruma çok öfkelenen teknik direktör takımdan ayrılıp “C.A. Peñarol” un başına geçerken, Benfica için şu cümle dökülür dudaklarından: “Not in a hundred years from now will Benfica ever win a European Cup!” (Önümüzdeki 100 sene içinde Benfica, Avrupa Kupasını kazanamasın!)

MEZARINI ZİYARET ETTİLER

O tarihten sonra 1963, 1965, 1968, 1988, 1990 senelerinde 5 kez Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında final oynayan Benfica her seferinde sahadan yenik ayrılır. 1990 senesinde Viyana’da oynanan final öncesinde, Guttmann’ın şehir mezarlığındaki kabrini ziyaret eden efsane futbolcu Eusébio, takımının üzerindeki laneti kaldırması için dua eder. Ama ne fayda! Milan karşısında oynanan o tarihi maçı Rijkaard’in 68. dakikada attığı golle kaybeden Benfica, o lanetten günümüze kadar Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasını kazanamaz…

İngiltere, 1906… Ada’nın köklü takımlarından Birmingham City, Muntz Street Stadı’nın yerine yeni bir stat inşa etmek için çalışmalara başlamıştır. İlk iş olarak stadın yeni yerinde yerleşik çingeneleri bölgeden uzaklaştıran Birmingham City’nin laneti o gün başlar. Evlerinden olan çingeneler takımın yüz sene başarı yüzü görmemesi için dua ederler. O günden sonra yeni stadında aradığı başarıyı bir türlü yakalayamayan kulüp, zaman içinde laneti kaldırmak için her türlü yola başvurur ama sonuç alamaz. 1980’li yıllarda, takımın teknik direktörü Ron Saunders, sahayı aydınlatan ışıklara haç işareti takmaktan, futbolcuların kramponlarını altını kırmızıya boyamaya kadar her yolu dener. Ama ne çare!

100 SENELİK 'BÜYÜ'

1993-1996 seneleri arasında takımın teknik direktörlüğünü yapan Barry Fry, bir din adamından aldığı tavsiye üzerine stadın dört köşesinde, korner bayraklarının olduğu bölüme işer ama takımın üzerindeki uğursuzluğu kıramaz. Takım taraftarlarının inanışına göre, yüz senelik büyü 2006 senesinin Aralık ayında, ev sahibi takımın Queens Park Rangers’ı 2-1 yenmesiyle son bulur…

Batıl inançlı futbolseverlere göre, buna benzer bir lanet de Derby County’nin başına gelmiş. 1890 senesinde inşa edilen Baseball Ground Stadı yüzünden evlerinden olan çingeneler, takımın 100 sene boyunca Federasyon Kupasını kazanamaması için dua ederler. 1896-1903 yılları arasında Federasyon Kupasında altı kez yarı final, üç kez final oynayan Derby County kupayı kaldıramazken, 1903 senesinde oynadığı finalden sonra 43 sene final yüzü göremez. 1946 senesinde, Charlton Athletic’le oynadığı maç 1-1 devam ederken top patlar ve maç bir süre durur. Topun patlamasının büyünün kırıldığının işareti olduğuna inanan takım ve taraftarlar maçın yeniden başlamasıyla şahlanır. Maçın sonunda Derby County 4-1 galip gelmiş, uzun seneler hasret kaldığı kupayı kazanmıştır.

BÜTÜN MAÇLARINI KAYBETTİLER

Sene 1999… Norveç 2. Lig takımlarından Alta, kendi evinde Hammerfest’i 2-1 mağlup eder. Maçtan sonra orta hakem Nils Mikkel Sara’nın, kendisini ağır bir dille eleştiren Hammerfest yöneticilerine verdiği cevap şaşkınlık uyandırır. Hakem, yöneticiler kendisinden özür dilemedikleri takdirde takımı lanetleyeceğini, sezon sonuna kadar Hammerfest’in başka maç kazanamayarak ligden düşeceğini söyler. Norveç dilinde “Gande” olarak bilinen laneti yöneticiler pek ciddiye almazlar, hatta takımın teknik direktörü Terje Hansen hakemle ufaktan dalga geçer…

Ancak ilerleyen zamanlarda takım oynadığı her maçı kaybetmeye başlar. Çok üstün oynadıkları, ezdikleri, öne geçtikleri maçlarda bile galip gelmeyi başaramazlar. Takımın ruh hali fena bozulmuş, futbolcular hakem Sara’nın büyüsünün gerçekleştiğine inanmışlardır. Ancak takımın hocası özür dilememekte kararlıdır. Sezon sonunda Hammerfest ligde oynadığı tüm maçları kaybederek küme düşer…

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız