birgün

14° AÇIK

Adalete susamak Hüzün mevsimine girdik. Soğuğun yüreklerimizi buz kestirdiği Ocak, aynı zamanda arka arkaya canlarımızı yitirdiğimiz zalim bir... Yazının devamı... Kalbim metin ol! Dışarıda lapa lapa kar yağıyor. Çalışma masamda bir fotoğraf duruyor. Genç bir adam, desenli bir kazak giymiş, gülümsüyor.... Yazının devamı... Zine Geçmişe doğru çıktığınız yolculukta, bir zamanlar yaşadığınız anlar yalnızca kişilerle bütünleşmez. Onları mekânlar tamamlar.... Yazının devamı... Ölüyoruz! Ortaçağ'da cadı diye yakılanlarla 21’nci yüzyıl Türkiye’sinde namus uğruna yakılan kadınlar arasında bir fark kalmadı artık!... Yazının devamı... Bir korona molası Kâbus gibi geçen iki haftadan sonra bir hayli toparlanmış olarak yazıyorum bu yazıyı. Şiddetli öksürüğün azaldığı, ateşin... Yazının devamı... Şükran Kurdakul anısına… Şükran Kurdakul’un bize veda ettiği aydır Aralık. Gideli epey zaman geçmiş. Öyle acılı günleri yaşamışız ki nefes almayı bile... Yazının devamı... Değişim kapıda… Ankara’da atkestanelerinin mevsimi bitti. Kış bütün gücüyle egemenliğini kurmak üzere. Soğuklar tez elden bastırdı. İlk kar... Yazının devamı... Bir yaz akşamından kalan… İnsanın içini ısıtan bir yaz akşamı. Foça’da beyaz örtülü bir masanın etrafında oturmuşuz: Şükran Kurdakul, Avni Arbaş ve Alpay... Yazının devamı... Uzağa bakmak… Bir arkadaşım yıllarca cezaevinde yatan akrabasına tahliye olur olmaz sormuş: “Dışarıda en çok özlediğin neydi?” Yanıt: “Uzağa... Yazının devamı... Hangi Cumhuriyet? Hava sıcak mı sıcak… Diyarbakır Sanat Sokağı’ndan üzüm gözlü, beyaz yüzlü bir kız geçiyor. Yarına düşlerini taşımak istiyor.... Yazının devamı... Belleğimdeki sararmış fotoğraf Belleğimdeki görüntü sararmış bir fotoğraf gibi. Dedem, bir radyonun yanında oturuyor. Eskilerin deyimiyle “ajans”ı dinlemeye... Yazının devamı... Leonardo… Leonardo da Vinci, ölümünün 500’üncü yılında, dünyanın çeşitli yerlerinde, onuruna düzenlenen pek çok etkinlikle anıldı.... Yazının devamı... Kadın gazetecilerin nefesi... Yine yazının itibar gördüğü, yazanın ise kodese tıkıldığı zamanlardı. Londra sokaklarında bir kadın, muhalif bilinen gazete,... Yazının devamı... Düşünselliğin izinde... Bir zamanlar Türk Dil Kurumu’nun yayınladığı “Macit Gökberk Armağanı” isimli kitapta, kendisiyle yapılan söyleşide Gökberk,... Yazının devamı... Geçen yıllar eskitemiyor hiçbir şeyi! Eylül ayının son günleriydi. Adana’da sabah erken olmasına rağmen kavurucu bir sıcak vardı. Otuz altı yaşında gencecik bir adam... Yazının devamı... Bir rüyam var... Isabel Allende, daha sonra filme de çekilen ünlü romanı Ruhlar Evi’nde, bir ailenin penceresinden Pinochet darbesi öncesinde ve... Yazının devamı... İdam cezası, ölüm ve hakikat! Küçük bir çocukken henüz çiçeği burnunda avukat olan teyzemle dolanır dururduk sokaklarda. O zamanlar Ankara’da, şimdi yerinde... Yazının devamı... Fidan gibi bir Fidan! Figen Şakacı’nın geçtiğimiz günlerde yayımlanan öykü kitabı Kesekli Tarla’da Fidan’ı anlatan bir öykü var: “Fidan’ın Boynu”... Yazının devamı... Bir şehre bakarken… Ankara çok uzun zamandır, “kan kokulu” bir şehir artık. 7 Haziran sonrasında patlayan bombalar sonucunda kaybettiklerimizin... Yazının devamı... Şiirin asaleti, yaşamın feraseti... Furuğ’ın şiirlerini Türkçe’ye Celal Hosrovşahi ile kazandıran Onat Kutlar kitabın önsözüne, “güzel bir zamandı” diye yazar.... Yazının devamı...