birgün

25° AÇIK

Sivas Katliamı: 27 maddede 27 sene 2 Temmuz günü babam Sivas’tan aradı: “Belki daha erken gelirim!” Akşam televizyonda Sivas’ta Olaylar başlığı. Alt yazılar... Yazının devamı... Yine 2 Temmuz Payımıza düşen taziyelerin içinden geçen bir ömürmüş meğer. Bir ağız vişne dolusu gülebilirdik oysa. Cinayetler, katliamlar... Yazının devamı... Belleğimizdeki mekânlar Emile Zola’nın ‘Meyhane’ romanını ilk gençlik yıllarımda okumuş, allak bullak olmuştum. Paris’in arka sokaklarında bir ailenin... Yazının devamı... Ehlileştirilen sanat İlya Ehrenburg, ‘Paris Düşerken’ romanında, Mıchaud, Denise, Andre, Lucien, Pierre, Agnès gibi birbirinden müthiş... Yazının devamı... Bize nasip değil ecelnen ölmek! Charkes Dickens’ın “İki Şehrin Hikayesi” romanında “Bastille” hapisanesinde suçsuz yere on sekiz yılını geçirdikten sonra, eski... Yazının devamı... Hem ‘Uzak’ hem de 'Yakın' Önceki gün bir düş gördüm. Adorno’nun “Rüya Kayıtları” kitabının başında bir epigraf olarak söylediği, “Rüya ölüm gibi... Yazının devamı... Vitrindeki özgürlük Allen Ginsberg’in ünlü Amerika şiiri, “Amerika her şeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim!” diye başlar. Kapitalizme cebindeki... Yazının devamı... ACILI KUŞAK Bir gün, İstanbul Erkek Lisesi’nden gencecik bir delikanlıyı tutuklarlar. Suçu Nazım’ın şiirlerini defterine yazmaktır. Genç... Yazının devamı... Hışhışı hançer Bir Antep türküsüdür “Hışhışı Hançer” Aynı zamanda Nezihe Meriç’in öyküsünün adıdır. Güzelim öyküde, genç bir kadının “kusurlu... Yazının devamı... Mekânsız... Woody Allen’ın “Paris’te Gece Yarısı” filminde, Amerikalı nişanlı çift, Gil ve Inez küçük bir tatil için Paris’in yolunu tutar.... Yazının devamı... Bahar karşılaması Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde” romanında, üç kafadar, Yusuf, Ali ve Hasan, Çukurova’ya doğru kıvrıla kıvrıla yol... Yazının devamı... Yarım… Çocukken Ankara’dan İstanbul’a gitmek için meşhur mavi trene binerdik. Tren, büyülü bir serüven duygusu yaratırdı bende.... Yazının devamı... Sevgi... Üniversiteye başlayacağım yaz olmalı. Annem masaya özenle “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti”ni koyuyor: “Sevgi Soysal okumalısın!”... Yazının devamı... Yaşadım diyebilmek için… Şükrü Erbaş’ın her anımsadığımda içimi dağlayan dizeleridir: “Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz / Biçim veremediğimiz şeylerin/... Yazının devamı... Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin... 1916 yılının kış aylarında Avrupa’dan dünyaya, tuhaf bir cinnet hali, trans, huzursuzluk, Parkinson gibi değişik semptomlarla... Yazının devamı... Yeni bir Ortaçağ mı? Umberto Eco, ‘Yeni Bir Ortaçağa Doğru’ yazısında yeni bir kıyamet tasarımından söz eder. Amerika’da güçlü ve günler sürecek bir... Yazının devamı... Kişisel bir yazı… Linç, ofansif mizah ve toplumsal travma üzerine Kişisel yazılardan hoşlanmıyorum. Yazarken kalp çarpıntısı, nefes darlığı geçiriyorum. Bunalıyorum. Ne var ki, kişisel bir yazı... Yazının devamı... Sahnelerde korkudan ‘eser’ yok! Tiyatromuzda özellikle kahramanlık temelinde ilerleyen oyunlarda ‘korku’ kavramından ziyade ‘kaygı’ kavramıyla daha çok... Yazının devamı... Salgın bir hastalık gibi… Albert Camus ‘Veba’ romanında, bilinmeyen bir tarihte Cezayir’in Oran şehrinde başlayan salgın hikâyesini anlatır. Önce fareler... Yazının devamı... Son gemi Bir adam Esenler Otogarı’nda otobüslerin arasında dolaşarak sığınmacılara sesleniyor: “Nuh’un gemisi kalkıyor. Kurtuluş için... Yazının devamı...