birgün

33° AÇIK

Genç ölmek Camillo Jose Cela’nın “On Bir Futbol Öyküsü” kitabından aklımda ellenmeden duran epigraflardan biridir: “Ölüm yaşlıları... Yazının devamı... Biz öncü kadınlara alışkınız, bayım! Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Berlin’de dünyaya geldi. Babası Almanya’da askeri ateşelikte görev yapan Hasan Cemil Bey’di.... Yazının devamı... Sevda Şener’i anarken… Sevda Şener hocamızın üniversite yıllarımızda kulağımıza küpe olan sözlerinden biri, “Dram sanatı insanı eşiklerde sınar!”dı.... Yazının devamı... Unutmak… Ahmet Muhip Dıranas, kanımca bu topraklarda yazılan en kıymetli şiirlerden biri olan “Olvido”yu, “Ey unutuş, kurtar bu... Yazının devamı... Ulus’un ardından… On beş yıla yakın zaman geçmiş aradan. Ölüm haberini aldığım yerdeyim şimdi. Öyle bir ıssızlıkta. Avare dolaşmıştım sokaklarda.... Yazının devamı... Aynı gökyüzü, aynı keder 2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta bir Ortaçağ katliamında babam şair Dr. Behçet Aysan’ı kaybettim. Bu ülke de geleceğini… Sonrası... Yazının devamı... Babalar Günü’nde bir platformun doğuşu Bu ülke, babaları öldürülen çocuklar ile oğulları öldürülen anaların coğrafyası. Açık hava mezarlığı gibi artık her yer. Günler... Yazının devamı... Suat Taşer’i anımsamak Lise’ye yeni geçtiğim yıl olsa gerek… Babamla sık sık sinemaya gidiyoruz. Birlikte izlediğimiz filmlerden en çok hatırımda... Yazının devamı... Sıkılmak… Günler günleri izliyor. Sıkılmanın içinden sıkılarak geçiyoruz. Sıkılma sanatının bütün incelikleri öğretiliyor. Hevesli... Yazının devamı... Zalimi yeniden keşfeden mazlum Kalbimize yerleşen sıkıntıyı bir karabasan gibi ömrümüz boyunca taşıdık. Yorulduk, bunaldık ama hayatın acemisi olmaya devam... Yazının devamı... Babalar gibi… Dario Fo’nun, “Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü” oyununda geçer: “Başımız dimdik yürüyoruz çünkü boğazımıza kadar b.ka batmış... Yazının devamı... “Bütün şairler Filistinlidir” Henüz ilkokula yeni başlamışım. 80 darbesinin üzerinden az biraz zaman geçmiş. Korku iklimi tavan yaptığı için, ilkokul... Yazının devamı... “Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın” Brecht’in gazete kupürlerinden ve görgü tanıklarının ifadelerinden yola çıkarak kaleme aldığı “Faşizmin Korku ve Sefaleti” bize... Yazının devamı... Hangi öfke? Yıl: 1956’dır. İngiltere’de John Osborne’nin kaleme aldığı “Öfkeyle Bak Geriye” seyirciyle buluşur buluşmaz ateşli tartışmalara... Yazının devamı... Halk düşmanları… Henrik İbsen, Norveç’te bir kaplıca kentinde ailesiyle birlikte yaşayan Dr. Thomas Stockmann’ın tek başına iktidara karşı... Yazının devamı... Bir aydınlanmacının anıları… Anı kitapları aynı zamanda yazarın yaşadığı çağın öyküsünü verir. Stefan Zweig savaş yıllarında, yabancı bir memlekette, elinde... Yazının devamı... Adalete susamak… Masamın üstünde siyah beyaz bir fotoğraf… Bir adam delici bakışlarıyla karşımda duruyor. Briyantinli saçlarını arkaya doğru... Yazının devamı... Bir meslek olarak dalkavukluk… Kralların soytarıları olur, padişahların ise dalkavukları… Soytarı, yeri geldiğinde yergisini efendisinin yüzüne söyleyebilen,... Yazının devamı... Soğuk mevsimin başlangıcına değil bahara inanalım! Ferit Edgü’nün kurucusu olduğu Ada Yayınları’ndan çıkan, Furuğ’un “Sonsuz Günbatımı”nı elime aldığımda henüz lise öğrencisiydim... Yazının devamı... Bir katliam… Bir şair yüreği… Tarih: 16 Mart 1978. Yer: İstanbul Üniversitesi’nin önü… O gün toplu halde çıkan öğrencilerin üzerine atılan bomba ve silahlı... Yazının devamı...