birgün

14° PARÇALI AZ BULUTLU

Bir aydınlanmacının anıları… Anı kitapları aynı zamanda yazarın yaşadığı çağın öyküsünü verir. Stefan Zweig savaş yıllarında, yabancı bir memlekette, elinde... Yazının devamı... Adalete susamak… Masamın üstünde siyah beyaz bir fotoğraf… Bir adam delici bakışlarıyla karşımda duruyor. Briyantinli saçlarını arkaya doğru... Yazının devamı... Bir meslek olarak dalkavukluk… Kralların soytarıları olur, padişahların ise dalkavukları… Soytarı, yeri geldiğinde yergisini efendisinin yüzüne söyleyebilen,... Yazının devamı... Soğuk mevsimin başlangıcına değil bahara inanalım! Ferit Edgü’nün kurucusu olduğu Ada Yayınları’ndan çıkan, Furuğ’un “Sonsuz Günbatımı”nı elime aldığımda henüz lise öğrencisiydim... Yazının devamı... Bir katliam… Bir şair yüreği… Tarih: 16 Mart 1978. Yer: İstanbul Üniversitesi’nin önü… O gün toplu halde çıkan öğrencilerin üzerine atılan bomba ve silahlı... Yazının devamı... Özgürlük düşüncesi Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar. Kimi ölüm tehditleri karşısında ülkesini terk etme yolunu... Yazının devamı... Özgürlük diye diye… Paris’te bir sonbahar günüydü. Cenaze töreninde, binler, ömrünü sözcüklere adamış bir yazarın ardından gür sesle haykırıyordu:... Yazının devamı... Genel görünüm Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Ankara’nın sınıf değiştiren insanları kimi edebiyat eserlerinde karşımıza çıkar. Yeni... Yazının devamı... Önüm arkam sağım solum ölüm Maeterlinck, sembolist olarak nitelendirebileceğimiz tiyatro oyunu “Çağrılmadan Gelen”de, zorlu bir doğumu atlatamamış annenin... Yazının devamı... Eli bırakılan çocuklar… Yıllar yıllar önceydi. Çocuk denecek yaştaydım. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nu ziyarete gitmiştik. Hıfzı Veldet, Şükran... Yazının devamı... Azer Yaran’ı hatırlamak… Salgın hastalık nedeniyle uzun süre evde kalınca dip bucakta ne varsa ortaya dökülüyor, kutular açılıyor, eski fotoğrafların... Yazının devamı... Adalete susamak Hüzün mevsimine girdik. Soğuğun yüreklerimizi buz kestirdiği Ocak, aynı zamanda arka arkaya canlarımızı yitirdiğimiz zalim bir... Yazının devamı... Kalbim metin ol! Dışarıda lapa lapa kar yağıyor. Çalışma masamda bir fotoğraf duruyor. Genç bir adam, desenli bir kazak giymiş, gülümsüyor.... Yazının devamı... Zine Geçmişe doğru çıktığınız yolculukta, bir zamanlar yaşadığınız anlar yalnızca kişilerle bütünleşmez. Onları mekânlar tamamlar.... Yazının devamı... Ölüyoruz! Ortaçağ'da cadı diye yakılanlarla 21’nci yüzyıl Türkiye’sinde namus uğruna yakılan kadınlar arasında bir fark kalmadı artık!... Yazının devamı... Bir korona molası Kâbus gibi geçen iki haftadan sonra bir hayli toparlanmış olarak yazıyorum bu yazıyı. Şiddetli öksürüğün azaldığı, ateşin... Yazının devamı... Şükran Kurdakul anısına… Şükran Kurdakul’un bize veda ettiği aydır Aralık. Gideli epey zaman geçmiş. Öyle acılı günleri yaşamışız ki nefes almayı bile... Yazının devamı... Değişim kapıda… Ankara’da atkestanelerinin mevsimi bitti. Kış bütün gücüyle egemenliğini kurmak üzere. Soğuklar tez elden bastırdı. İlk kar... Yazının devamı... Bir yaz akşamından kalan… İnsanın içini ısıtan bir yaz akşamı. Foça’da beyaz örtülü bir masanın etrafında oturmuşuz: Şükran Kurdakul, Avni Arbaş ve Alpay... Yazının devamı... Uzağa bakmak… Bir arkadaşım yıllarca cezaevinde yatan akrabasına tahliye olur olmaz sormuş: “Dışarıda en çok özlediğin neydi?” Yanıt: “Uzağa... Yazının devamı...