birgün

8° AÇIK

Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin... 1916 yılının kış aylarında Avrupa’dan dünyaya, tuhaf bir cinnet hali, trans, huzursuzluk, Parkinson gibi değişik semptomlarla... Yazının devamı... Yeni bir Ortaçağ mı? Umberto Eco, ‘Yeni Bir Ortaçağa Doğru’ yazısında yeni bir kıyamet tasarımından söz eder. Amerika’da güçlü ve günler sürecek bir... Yazının devamı... Kişisel bir yazı… Linç, ofansif mizah ve toplumsal travma üzerine Kişisel yazılardan hoşlanmıyorum. Yazarken kalp çarpıntısı, nefes darlığı geçiriyorum. Bunalıyorum. Ne var ki, kişisel bir yazı... Yazının devamı... Sahnelerde korkudan ‘eser’ yok! Tiyatromuzda özellikle kahramanlık temelinde ilerleyen oyunlarda ‘korku’ kavramından ziyade ‘kaygı’ kavramıyla daha çok... Yazının devamı... Salgın bir hastalık gibi… Albert Camus ‘Veba’ romanında, bilinmeyen bir tarihte Cezayir’in Oran şehrinde başlayan salgın hikâyesini anlatır. Önce fareler... Yazının devamı... Son gemi Bir adam Esenler Otogarı’nda otobüslerin arasında dolaşarak sığınmacılara sesleniyor: “Nuh’un gemisi kalkıyor. Kurtuluş için... Yazının devamı... Bir Muzaffer bir İlhan Erdost Muzaffer Amca’yı zihnime ilk yerleştirdiğim zaman çok küçüğüm. Kardeşi İlhan gözlerinin önünde yeni öldürülmüş. “Neden?” diye... Yazının devamı... Umutsuz günlerin içinden… Rus şairi Aleksandre Blok’un çok sevdiğim dizeleridir: “Durgun yıllarda gelmiş olanlar dünyaya / anımsamazlar geçtikleri... Yazının devamı... Erhan Gökgücü anısına… John Berger, çok sevdiğim romanı “Düğüne”de, “Sonsuzluktan önce ne yapacağız?” sorusuna yanıt ararken, “Hiç kuşkusuz acele... Yazının devamı... Genç ölmek... İzmit depreminden kısa bir süre sonra yirmi yıla yakın bir zaman memleketine uğramamış bir tanıdıkla sohbet ediyordum.... Yazının devamı... Bir filmin düşündürdükleri Brecht’in “Üç Kuruşluk Opera”sında polis, mafya ve sermaye sınıfı üçgeninin kural dışı birlikteliği ironik bir biçimde gözler... Yazının devamı... Bitmeyen hikâye Uğur Mumcu öldürümü 80 kuşağı için bambaşka anlamlar içeriyor. İlk defa gazeteci, aydın katliamının ardından geniş kitlelerin... Yazının devamı... Anısına Hekimlik insan sıcaklığıyla bütünleşirse değer kazanır. Hastanelerin soğuk, mavi, kirli odalarını içten bir gülümseme... Yazının devamı... Kederli bir yazı Ne çok severim Nazım’ın “Severmişim Meğer” şiirini. Prag – Berlin treninde yaşamla hesaplaşmaya girerken parça parça hayatından... Yazının devamı... Ölüm ne çok yaşadığımızda! Aziz Nesin’in çocukken döne döne okuduğum kitaplarından biri de ‘Borçlu Olduklarımız’dı. Nesin’in bildik mizah anlayışının... Yazının devamı... Nerde o eski düettolar, kantolar, o zarif hareketler… Geçtiğimiz günlerde Paris’in meşhur “Garnier Opera” binasının önünde “Opera de Paris” sanatçıları grev pankartı altında “Kuğu... Yazının devamı... “Toprağı aç, hayvanı aç, insanı aç bir ülkeden…” 1989 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Camilo Jose Cela, “On Bir Futbol Öyküsü” kitabında olağanüstü bir mizah gücüyle... Yazının devamı... Hepimizin hikâyesi aynı Dino Buzzati’nin ‘Tatar Çölü’ romanında, askeri okuldan yeni mezun teğmen Giovanni Drago’nun eylül sabahı ilk görev yeri olan... Yazının devamı... Dostluklar kitaplaşınca... Brecht’in ünlü ‘Muhbir’ oyununda insanların birbirine muazzam derecede güvensizlik ağı içinde olduğu bir toplumdan izler... Yazının devamı...