birgün

6° AÇIK

Yükselmiyoruz, düşüyoruz! İktidar bize tepeden bakıyor, ama sokakta, tam da yeryüzünde olduğunuz bir anda, çaktırmadan aranıza girebilir ve hiç fark... Yazının devamı... Otel Prokrustes Bizler biçimsizdik ve kötüydük; çünkü Halesli Alexander’ın dediği gibi, “şer, biçimsizdir”. O halde form dayatanlar iyi... Yazının devamı... Ufka doğru koşanların kahkahası Biz de yerleştik ve evcilleştik; evcilleşme sonunda tanrı-krallara itaat eden kullara dönüştük. Ve isyan etmeyelim diye... Yazının devamı... Depolama alanınız tükendi Hayati fonksiyonlarımızın yeniden çalışması için kendimizi gereksiz verilerden arındırmamız gerekiyor. Belleğimiz gereksiz... Yazının devamı... Ressam bize bakıyor Aynaya baktığımızda imgemizi görememek kadar can sıkıcı bir durum yoktur. Sokakta yürürken bile imgemizle göz temasını... Yazının devamı... Ten sadece bir yüzey değildir ‘En derin olan tendir’ (Paul Valery). “Nasıl olur?” diye itiraz edebilirsiniz, “ten bir yüzeydir”. Ama ten, derinlik... Yazının devamı... Derinlik yanılsaması ve yüzey gerilimi Dipten çıkardıklarını söyledikleri incileri koydular önümüze. “Hakikat budur” dediler. İnandık ve itaat ettik. Ve inci kolyeler... Yazının devamı... Zamanı öldürmeliyiz! Çok yakın bir tarihte Homo Sapiens diye bir tür çıkıyor, çitlerle çevirdiği ve uygarlık dediği alanda saat zamanını icat ederek... Yazının devamı... Yoksa siz idiot musunuz? Ne yazık! Ufuk çizgimiz yok, ufkun ötesi de. Sadece burnumuzun ucu. Oysa ufuk çizgisi, görünür olan ile görünmez olanı ayıran... Yazının devamı... Yoldan çıkmanın dayanılmazlığı İktidar felaketleri sever ama kendi tasarladığı felaketleri. Doğal ya da toplumsal. Bunlar, yaratıcı yıkımlardır. Picasso... Yazının devamı... Sırt çantanızda ne taşıyorsunuz? Sırtımızda yükümüz olmasaydı, dengemizi yitirecek ve güvensiz hissedecektik kendimizi. Oysa hayatımıza yüksüz başlamıştık,... Yazının devamı... Yarasını arayan anneler Çocuklar, annelerin kanayan yarasıdır, asla kapanmaz; kapanırsa yürekleri kurur sonra. O yüzden gözlerinin önünde olsun isterler... Yazının devamı... Şimdi canavar olmak vardı Ayrı düşürülmüş doğal ve toplumsal parçaların yatay düzlemde kendiliğinden yan yana gelişlerini bir düşünsenize; o tükenmez... Yazının devamı... Konuşanlar yaşamayanlardır Yeryüzünü aydınlatmak isterken kararttık ve tükettik. Ama güneş gibi yanabileceğimizi, ışıdıkça yaşamı çoğaltan mekânlar... Yazının devamı... Sırtımızdaki sinir düğümü Yerleştik ve kudretimizi temsilcilere devrettik; ne bedensel ne de zihinsel olarak yürüyebiliyoruz artık... Yazının devamı... Ufkunuz ne kadar da geniş Yaşadığımız gettoyu, sorgulamakla başlayabiliriz işe. Yeryüzü canlı ve cansız aktörlerden ve aralarındaki ilişkilerden oluşan... Yazının devamı... Hayat namussuzdur Size kalsa hayat da namussuzdur. Yeryüzünün namusu sizden sorulur. Namus geometridir, geometriyi iyi bilirsiniz. Çünkü eril... Yazının devamı... Hayatın sonu mu? Bildiklerinizi unutun. Bildiklerinize yaslanarak boş yere umutlanmayın, umut sizi boşlukta asılı tutuyor ve başınıza geleni bir... Yazının devamı... Kınama, arkana bakmadan kaç! Canlarımıza kıyanlar var, canımızı yakanlar; giderek çoğalıyorlar. Sosyal medyada sesler yükseliyor; katliamları, işçi... Yazının devamı... Medyasferde berbat bir gece Kreşendo ile birlikte seslerin çokluğuna ulaşacaktık, hevesimiz kursağımızda kaldı. Şimdi boğucu seslerin yivinde dönüp... Yazının devamı...